KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/2430 E., 2010/3838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- KARTAL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/09/2009
- Numarası
- 2007/18-2009/340
Karar Metni
408 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 78 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu meskenin kök malik M.S. T. adına kayıtlı iken mirasçısı eşi ve kardeşlerine intikal ettiğini, ancak intikalen tescil edilenlerden 27.11.1937 doğumlu E.T.in nüfusdan kaydının terkinine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek, 27.11.1937 doğumlu E.T.in tapu kaydından silinmesi suretiyle tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayıt maliklerinden 1937 doğumlu E.T.’in nüfus kaydının silinmiş oldu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi .’in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapunun iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimine göre, çekişme konusu 78 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün muris M.t S. adına kayıtlı iken mirasçılarına intikal ettiği, ancak murisin 27.11.1937 doğumlu E.T. isimli mirasçısı bulunmadığının mahkeme kararıyla tespit edildiği ileri sürülerek, tapu kaydının iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; tapu kaydına dayanılarak açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için imkan tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlanmaktan ibarettir.
Değişik anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi, tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama, devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği -dolu pafta sistemi –genel ilke ile bağdaşmaz.
Ne varki, davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtayın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur. (YHGK 11.11.1983 Tarih, 981/8-80 Esas, 983/1162 Sayılı Kararı.)
.Hal böyle olunca, öncelikle davacı tarafın tescil isteği bakımından da dava açması için olanak tanınması, açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi, bu gerek ifa edildikten sonra, sicilin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu gözetilerek, iptal edilecek payın tüm ortakların hakkını ilgilendireceğinden tüm ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine M.K.nun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek karar verilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2430, K. 2010/3838, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama