KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/3817 E., 2010/4711 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2010
- Mahkemesi
- ÇAL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/12/2009
- Numarası
- 2009/31-2009/247
Karar Metni
268 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazını 6 yıl önce işleri bozulan davalı oğluna 1 yıl süre ile kullanması için izin verdiğini, ancak süre sonunda taşınmazdan çıkmadığını ve kendisine de hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, halen diğer çocuğunun yanına sığındığını ileri sürerek dükkan ve müştemilatına elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının müdahalesinin haksız olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi . . raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; özellikle, taraflar arasında şifahi olarak yapılan BK nun 299. maddesinden kaynaklanan ariyet hakkının süreli olduğu ve aynı yasanın 303. maddesi hükmü gereğince süre dolmakla hakkın son bulduğu gözetilerek elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, dava tarihinden önceki dönem için istenen ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, davacı aynı zamanda dava tarihinden itibaren işleyecek süre içinde ecrimisile karar verilmesini istemiş ise de; bazı istisnalar dışında her dava açıldığı tarihten önceki duruma bağlı olarak sonuçlandırılacağı kuşkusuzdur.
O halde; dava tarihinden sonraki süre için istenilen ecrimisilin ayrı bir dava konusunu teşkil edeceği gözetilmeksizin bu süreci kapsayacak şekilde yazılı olduğu üzere ecrimisile karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/3817, K. 2010/4711, 21 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama