KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/4387 E., 2010/4996 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2010
- Mahkemesi
- MENDERES ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/10/2009
- Numarası
- 2009/24-2009/523
Karar Metni
272 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer niteliği taşıyan taşınmazı davalının haksız olarak kullandığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, duruşmada alınan beyanında çekişme konusu taşınmazı eşi R. öldükten sonra hiç kullanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuş, keşifte ise ara sıra kullandığını, kocasının ölümünden önce Gedizli bir kişiden satın aldığını bu yüzden kullandıklarını bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden, tüm dosya kapsamından ve özellikle yapılan keşif sonucu elde edilen bilirkişi raporundan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer niteliğini taşıyan taşınmazdaki çekişmeye konu binanın davalının miras bırakanı R.l B. tarafından yapıldığı ve ona ait olduğunun belirlendiği, veraset ilamından ise R.'un 03.9.1996 tarihinde öldüğü, davalı eşi Eşe dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davada yıkımda istenildiğine göre, yapı sahibi olduğu belirlenen R.'un ölmüş olması nedeniyle davanın terekeye karşı açılması, terekenin iştirak halinde olması sebebiyle R. mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, tüm mirasçıların davada yer almasının sağlanması gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, R.B.'in davalı dışındaki diğer mirasçılarının davada yer almasının sağlanması, taraf teşkili sağlandıktan sonra, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/4387, K. 2010/4996, 28 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama