KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/4769 E., 2010/5276 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- KÖYCEĞİZ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/12/2009
- Numarası
- 2009/351-2009/473
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, hazinenin mülkiyetinde bulunan 1165 parsel sayılı taşınmaza davalının narenciye bahçesi yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, el atmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalıya tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece, davalının müdahalesinin haksız olduğu gerekçesi ile elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece davalı adına çıkartılan dava dilekçesini içeren çağrı kâğıdı, adreste aynı isimde birden fazla kişi olup, baba ve anne adı belirtilmediğinden tebliğin yapılamadığı şerhi ile iade edilmesine karşın, yargılama sürdürülerek elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilerek, ona savunma hakkının tanındığını usulen taraf teşkilinin sağlandığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. Anayasa’nın 36 ve HUMK'nun 73. maddeleri hükümlerinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir.
Hal böyle olunca, davalıya dava dilekçesinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzük hükümlerine göre usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilerek; kendisine savunma yapabilme olanağının tanınması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, tebligat yapılmaksızın yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/4769, K. 2010/5276, 5 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama