KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/716 E., 2010/1337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- BURSA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/12/2008
- Numarası
- 2007/179-2008/624
Karar Metni
281 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, miras bırakanın 1773 ada 5 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarını davalı vakfa hibe ettiğini, böylece saklı paylarına tecavüz edildiğini ileri sürüp, saklı paylarının tenkisini istemişlerdir.
Davalı, zamanaşımı nedeniyle ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacıların saklı payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .. .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, miras bırakan 1773 ada 5 ve 8 parsel taşınmazlarını 25.01.2006 tarihinde davalı vakfa bağışlamış, 01.02.2006 tarihinde de vefat etmiştir. Eldeki dava ise, 10.04.2007 tarihinde açılmıştır.
Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanununun 571. maddesi “ tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde ……….. mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.” hükmünü öngörmüş olup, söz konusu sürenin hak düşürücü süre olduğu ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğinde kuşku yoktur.
Somut olayda, eldeki dava miras bırakanın ölümünden itibaren bir yıldan fazla süre geçtikten sonra açılmış, davalı davanın süresinde açılmadığını savunmuştur.
Bu durumda, davacıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarih önem taşır. Ne var ki, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, davacılara çekişmeye konu temliki ne zaman öğrendiklerini ispatlamaları yönünde delil ibrazı için süre verilmesi, davanın süresinde açıldığının anlaşılması durumunda işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/716, K. 2010/1337, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama