KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/8185 E., 2010/9428 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- BULANCAK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/11/2009
- Numarası
- 2008/434-2009/410
Karar Metni
240 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 408 ada, 270 parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduğunu, davalının tasarrufunda bulunan binanın 270 parsele ve imar yoluna tecavüzlü olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu yapının 31 yıllık olduğu, sonradan tecavüzlü hale geldiği, davalı tarafın kusurunun bulunmadığı, tecavüzlü kısmın yıkılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava; elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; imar uygulaması sonucu, dava konusu yapının davacıya ait parsele taşkın hale geldiği, tecavüzlü kısmın yapıdan ayrı olarak yıkılmasının teknik açıdan mümkün olmadığı, yıkıldığı takdirde tamamının kullanılamaz hale geleceği anlaşılmaktadır. Taşkınlığın imar uygulamasından kaynaklanması ve yapının tamamının yıkılmasını gerektirdiği halde, 3194 Sayılı Yasanın 18 nci maddesi uyarınca muhdesatın kaim bedelinin (dava tarihindeki değerinin), davalı yararına mahkeme veznesine depo ettirilmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verileceği ve de yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, bilirkişilerce saptanan muhdesatın bedelinin, mahkeme veznesine depo ettirilerek elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/8185, K. 2010/9428, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama