KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/965 E., 2010/2248 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- İSTANBUL 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/07/2009
- Numarası
- 2009/103-2009/168
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, kayden maliki olduğu 55 parseldeki binanın 114 numaralı bölümünü davalının işgal ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazda Göçmen Yardım Vakfı, B.M. Mülteciler Yüksek Komiserliği ve davacı arasında düzenlenen iskan ve bakım sözleşmesinden kaynaklandığını, birlikte oturduğu annesinin hakkından feragatinin kendisinin bağlamayacağını, işgalci olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece, “…davalının yargılama sürerken taşınmazdan ayrıldığı ve davanın konusuz kaldığı keşfen sabittir. Hal böyle olunca, konusu kalmadığından bahisle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın esastan karara bağlanması doğru değildir.” Gerekçesi ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusuz kaldığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ... raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, dosyaya ibraz edilen ve taraflar ile mahkemenin de kabulünde bulunan, davacı dernek ile, Göçmen Yardım Vakfı arasında düzenlenen protokol ve eki listede, davalının 5. maddenin A bendinde belirtilen kişilerden ve kiracılardan olduğu, 6. maddede de buna ek listenin sözleşmenin bir kısmı olarak mütalaa edileceğinin belirtildiği, ekli listede davalının da yer aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davalının annesinin davacı ile kira sözleşmesi yapmış olması, sonradan da bu hakkından vazgeçmesi, davalının sözü edilen hukukunu etkilememesi gerekir.
Hal böyle olunca, yargılama giderleri ile avukatlık parasının davalıya yükletilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/965, K. 2010/2248, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama