KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2011/1020 E., 2011/2019 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2011
- Mahkemesi
- KARAMÜRSEL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/11/2010
- Numarası
- 2010/391-2010/562
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalılar adına kayıtlı 271 parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, dava konusu taşınmazların bulunduğu yer itibariyle Yalova mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı S..’nin dava tarihinden önce öldüğünü kıyı kenar çizgisinin usulüne uygun olarak tespit edilmediğini belirtip davanın reddini savunmuşlar, davalı M. E., yargılamaya katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir.
Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece. 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesiyle dava tarihi arasında 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Öyleyse, davacı Hazine’nin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, yapılan uygulama neticesinde dava tarihinde davacı Hazine’nin davasında haklı olduğu gözetilerek, yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden ve maktu harçtan davalı tarafın sorumlu tutulması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir” gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Asıl ve birleşen dava, 3621 sayılı yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Hükmüne uyulan bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacı hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalıların temyiz itirazlarına gelince; temyiz aşamasında 19.1.2011 tarihinde yürürlüğü giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesiyle, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesine eklenen 36/A maddesinde aynen;"kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz" hükmü derpiş edilmiştir.
Aynı yasanın 17. maddesiyle de, davalı tarafın sorumlu tutulmaması süreci uzatılarak infaz edilmemiş karar için de geçerli olduğu hükmü öngörülmüştür.Hemen belirtilmelidir ki, yürürlüğe giren yasa hükmünün geçmişe şamil olarak uygulanması örgörüldüğünde anılan bu husus kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eder.Nitekim anılan 6099 Sayılı Yasanın eldeki davalara da uygulanması gerektiği gözetildiğinde somut olayda Hazine yararına usuli kazanılmış bir haktan sözetme olanağı yoktur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/1020, K. 2011/2019, 24 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama