İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2011/104 K.2011/3031

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2011/104Karar2011/3031Tarih16 Mart 2011Okuma4 dk · 780 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2011/104 E., 2011/3031 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
16 Mart 2011
Mahkemesi
CEYHAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
20/07/2010
Numarası
2008/150-2010/335
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

780 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, miras bırakan babası A.F. E.in 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazlarını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla, muvazaalı olarak satış suretiyle davalı kızına tapuda devrettiğini ileri sürerek, tapu iptal ve miras payı oranında tescil, taşınmaz devredilmiş ise tazminat mümkün olmaması halinde ise tenkis isteğinde bulunmuştur.

Davalı, miras bırakanın sağlığında bir kısım mirasçılara da temliklerde bulunduğunu, davacıya devredilen 531 parselin daha büyük ve kıymetli olduğunu, murisin terekesini paylaştırma amacı ile hareket ettiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, miras bırakan tarafından yapılan çekişme konusu temliklerin malvarlığını paylaştırma iradesiyle yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .'ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil, taşınmaz eldeğiştirmiş ise, tazminat, mümkün olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı, miras bırakan babası A.F.

E.'in çekişme konusu 23 parselde kayıtlı taşınmazdaki payı ile 22 parselde kayıtlı taşınmazını 24.04.2000 tarihinde intifa haklarını üzerinde bırakarak, çıplak mülkiyetlerini mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı kızına satış suretiyle temlik ettiğini, 22 parselin ifrazı sonucu oluşan 327, 328, 329 ve 330 parsellerin davalı adına kayıtlı olduğunu iddia ederek eldeki davayı açtığı, davalının, miras bırakanın ölmeden önce davacının da aralarında bulunduğu diğer mirasçılarına temliklerde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunduğu,

yargılama sonunda mahkemece, muris tarafından gerçekleştirilen temliklerin mirasçılar arasında paylaştırma iradesi ile yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan, miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca, miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Somut olaya gelince; miras bırakanın, S. E., S. E. isimli mirasçılarına kayden satış gösterilmek suretiyle taşınmaz devrettiği anlaşılmakta ise de; 3. kişiden alınarak davacı adına kayıtlandığı iddia edilen 319 parsel sayılı taşınmazın ( ifraz ile 529, 530, 531 ve 532 parsel olan, yine 531 parselin ifrazı neticesinde 818, 819 ve 820 parsel olan taşınmaz) bedelinin miras bırakan tarafından ödendiği iddiası kanıtlanmadığı gibi, murisin sağlığında, eşi H. E.ile çocukları olan Y.E. ve H. D.'a mal veya hak kazandırdığı yönünde bir delil elde edilememiş, iddia soyut düzeyde kalmıştır.

Bu durumda, murisin tüm mirasçılara hak dengesini gözeten bir paylaştırma veya denkleştirme amacı ile hareket ettiğinin ileri sürülmesine olanak yoktur.

Diğer taraftan gerek davalının denkleştirme savunması ve gerekse diğer delillerden özellikle tanık anlatımlarından çekişmeli taşınmazın davalıya aslında bağış yapıldığı halde ve bedelsiz olarak satış biçiminde temlik edildiği duraksamaya yer bırakmayacak biçimde anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacı vekilinin, temyiz itirazları belirtilen sebeplerle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/104, K. 2011/3031, 16 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/104
Karar No
2011/3031
Tarih
16 Mart 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/105 K.2011/1682
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2011/105 K.2011/3294
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2011/105 K.2011/3057
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2011/105 K.2011/1321
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/105 K.2011/2392
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2011/106 K.2011/3755

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.