KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2011/1151 E., 2011/2372 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2011
- Mahkemesi
- DÖRTYOL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/01/2010
- Numarası
- 2008/462-2010/30
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 44 ada 6 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığını, payını kullanmasına izin verilmediğini ileri sürerek elatmalarının önlenmesi ile ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalılar, davaya karşı beyanda bulunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların taşınmazı haksız olarak kullandıkları gerekçesiyle ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, mahkeme, zorunlu nedenlerle kararını gerekçesi ile birlikte yazmadan, yalnız hüküm sonucunu tefhim etmekle yetinebilir.Bu halde de tefhim edilen hüküm sonucunun açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde duruşma tutanağına geçirilmesi ve okunması gerekir.(HUMK.318/2,388 maddesi son fıkra) Bu şekilde, tefhim edilen hüküm sonucuna kısa karar denir.
Kısa karar hüküm fıkrası niteliğinde olduğu için, kısa kararın tefhimi ile hüküm hukuki varlık kazanır. Diğer yandan mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HUMK.’nun 388.maddesinde de belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında birer birer duraksamaya yer bırakmayacak biçimde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK.’nun 389.maddesinde de benimsenmiştir.Keza HUMK.’nun 381.maddesinde ( kararın tefhimi en az 388.maddesi hükmünde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur.) düzenlenmesine yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği olup, aksi halin yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratacağında kuşku yoktur.Bir başka ifadeyle kamu düzeni ve barışın tehlikeye düşeceği açıktır.(Prof.Dr.Baki Kuru, HM.
Usulü adlı eseri, 2001 baskılı sh.2952, 2953 )
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/1151, K. 2011/2372, 3 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama