KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2011/2069 E., 2011/2894 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2011
- Mahkemesi
- BEYKOZ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/06/2010
- Numarası
- 2010/10-2010/179
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı Beykoz 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.06.2010 gün ve 2010/10 esas 2010/179 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 08.12.2010 gün ve 11873-13000 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup kaim bedel ödenmek suretiyle davanın kabulüne dair verilen karar Dairece, “…davalının imar öncesi kadastral parselde mülkiyetten kaynaklanan kayden ve irsen bir hakkının bulunmadığı, yapının olduğu yerde haksız işgalci konumda bulunduğu, dava konusu binanın konumu, özellikleri ve nitelikleri ile mevcut deliller değerlendirildiğinde, yıkımının aşırı zarar doğuracağını söyleyebilme olanağının bulunmadığı diğer yandan fenni bilirkişi krokisinde (C) harfiyle gösterilen taşkın kısım için Türk Medeni Kanununun 725. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği,
imar uygulamasına konu yerlerde temliken tescil istenemeyeceği, (B) harfiyle gösterilen haksız inşaat yönünden de ancak yöntemine uygun açılmış bir dava ile temliken tescil istenebileceği buna göre mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak, mutlak suretle elatmanın önlenmesi ve yıkım kararı verilmesi…. ” gereğine değinilerek bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, davalının temyizi üzerine hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verildiği gerekçesiyle kararın onandığı anlaşılmaktadır.
Ancak, davacının dava konusu taşınmazı, hükümden sonra (onama kararından önce ) 01.09.2010 tarihinde dava dışı M.İnşaat Taahhüt Ltd. Şirketine satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur.
Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş HUMK'nun l86.maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir.
Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir.
Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/2069, K. 2011/2894, 14 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama