KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2011/28 E., 2011/1654 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2011
- Dava türü
- AKDİN FESHİ,TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakan Ahmet’in hukuki ehliyeti bulunmadığı dönemde iradesi sakatlanarak 1652 parsel sayalı taşınmazı ölünceye kadar bakma koşuluyla davalılara temlik ettiğini, bakım borcunun yerine getirilmediğini, akdin şekil şartlarına uygun tanzim edilmediğini, yaşlı olan murisin kandırıldığını ileri sürüp ölünceye kadar bakma akdinin feshine, tapu kaydının iptali ile tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ..., iddiaların doğru olmadığını, miras bırakanın fiil ehliyetine haiz olduğunu, yıllardır bakımdan memnun olan murisin bakımın devamı için temliki yaptığını, bakım ödevini yerine getirdiğini belirtip davanın reddini savunmuş,davalı ... ise davanın reddini istemiş, yargılama sırasında da, davacıların iddialarının doğru olduğunu, dava konusu taşınmazın temlik tarihinde murisin ehliyetsiz olduğunu, diğer davalı ile birlikte murisi kandırmak suretiyle devri sağladıklarını belirtmiştir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın temlik tarihinde murisin fiil ehliyetine
haiz olduğu, taşınmazın bakım ihtiyacı nedeniyle ve usulüne uygun tanzim edilen sözleşme ile davalılara devredildiği, bakım borcunun yerine getirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar ve davacı ... mirasçıları tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi ...’ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, bir kısım mirasçılar tarafından diğer mirasçılar aleyhine tapu iptali ve tescil isteği ile açılmış olup, dava dışı mirasçı bulunmamaktadır. Bu durumda, ... Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü anlamında taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilmelidir. Esasen mirasçılar arasında görülen davalarda paylı mülkiyet hükümlerinin uygulanması olanağı da vardır. O halde, mahkemece tereke temsilcisi atanmasına gerek ve yer yoktur. Temsilci atanması ancak tüm mirasçıların davaya katılımları ya da olurlarının sağlanamaması durumunda söz konusu olabilir.
Öyle ise, mahkemece tereke temsilcisi atanması sağlanarak davacılar vekilinin bu temsilciden vekaletname almaya zorlanması ve sonucu itibariyle temsilci atandıktan sonraki duruşmalara girmemesine sebebiyet verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ancak, dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın davalılara temlikin ölünceye kadar bakma koşuluyla yapıldığı, bakım borcunun yerine getirildiği, murisin işlem tarihinde Adli Tıp raporu ile ehliyetli olduğu anlaşıldığına göre sonucu itibariyle davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/28, K. 2011/1654, 17 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama