İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2011/3230 K.2011/5252

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2011/3230Karar2011/5252Tarih3 Mayıs 2011Okuma6 dk · 1.288 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2011/3230 E., 2011/5252 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Mayıs 2011
Mahkemesi
MANAVGAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
04/11/2010
Numarası
2008/301-2010/800
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.288 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, miras bırakan babası T.. Ü...'ın 73 ada 62 parsel sayılı taşınmazını muvazaalı biçimde temlik ettiğini ileri sürerek, tapunun iptaliyle tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Dahili davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalı Ü...'nün kayıtla ilgisi bulunmadığı, davalı Y..'un da davadan önce ölmüş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı ve dahili davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Murat Ataker'in aporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 73 ada 62 sayılı parselin T... Ü... adına kayıtlı iken, T..'in bu taşınmazı 28.06.1991 tarihinde annesi A...'e satış yoluyla devrettiği; A... Ölünce, taşınmazın 01.03.2004 tarihinde mirasçıları Ü.. G.., Y... Ü.. Ve T... Ü...'a intikal ettiği ondan sonra aynı tarih ve takip eden yevmiye sayılı işlemle taksim suretiyle Y... Ü... Adına tescil edildiği; T... Ü...'ın 23.09.2004'te ölümüyle, geride mirasçıları olan davacı oğlu B... ile dava dışı eşi S... Ve kızı B... 'nun kaldığı görülmektedir.

M... T..'in oğlu Bekir, babasının 73 ada 62 sayılı parselini mal kaçırma amacıyla muvazaalı biçimde devrettiğini ileri sürerek, halası Ü... İle amcası Y... Aleyhine 30.04.2008 tarihinde eldeki davayı açmış; yargılama sürerken davalılardan Y... 'un 29.09.2005'te ölmüş olduğu anlaşılınca, Yusuf mirasçıları davaya dahil edilmiş, mirasçılardan Y... 'un eşi B.. S... K... Davayı avukatı vasıtasıyla sürdürmüş, yargılama sonucunda da; davalı Y... Ü... hakkındaki davanın Y... Ü... 'ın davadan önce ölmüş olması nedeniyle reddine, diğer davalı Ü... G... Hakkındaki davanın da husumet nedeniyle reddine, dahili davalıların da usulü yanlışlıktan ötürü davaya dahil edildikleri gerekçesiyle haklarında bir karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.

Gerçekten de, davalılardan Y...'un davadan önce ölmüş olması ve davalı Ü...'nün de dava tarihinde kayıtla bir ilgisinin bulunmadığı gözetilerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.

Yusuf'un eşi dahili davalı B... S... K... 'un temyiz itirazına gelince:

Bilindiği üzere; gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur.

Somut olayda olduğu gibi, dava tarihinden önce ölmüş bulunan bir kişiye karşı dava açılmış olması halinde, mahkemenin, davalının taraf ehliyetinin bulunmadığını öğrenmesi üzerine davayı mesmu olmadığından dolayı kendiliğinden reddetmesi gerekir.

Hemen belirtilmelidir ki, bir davada verilen hüküm, yalnız o davanın tarafları bakımından kesin hüküm teşkil eder (HUMK m.237). Bir davanın taraflarının kimler olduğu ise, davacı tarafından dava dilekçesinde gösterilir. Eş söyleyişle, istemde bulunan kimsenin taraf olarak gösterdiği kişi usul hukuku yönünden taraf olup, eylemli olarak dava edilen, taraf sayılmıştır. Bu kişinin gerçekten o davada taraf ehliyetine sahip olup olmadığı da, davanın görülmesi sırasında belirlenecektir.

Dava dilekçesinde taraf olarak gösterilen Y... Ü... 'ın davadan önce ölmüş olması nedeniyle taraf ehliyetinin bulunmadığı, yargılama sürerken belirlenmiştir. Ne var ki, davacı tarafın talebi üzerine mahkemece, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na aykırı olarak ölü davalı mirasçıları davaya dahil edilmiş ve davanın sonuçlandığı 04.11.2010 tarihine kadar mirasçılardan B.. S... K... vekili görevine devam etmiştir.

Bu noktada, davacı tarafın hatalı talebi kabul edilerek mahkemece yargılamaya dâhil edilen mirasçılar yararına vekalet ücreti hükmedilmesi gerekip gerekmediği sorusunun çözümü, mirasçıların eldeki davada kendilerini savunmalarını engelleyen bir yasal düzenleme bulunup bulunmadığı sorusuna doğru cevabın verilmesiyle mümkündür.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Temel Haklar ve Görevler” başlıklı 36. maddesine göre, herkes adil yargılanma ve savunma hakkına sahiptir.

Bu kapsamda, usulsüz olarak mahkemece davaya katılmış olan mirasçıların Anayasal savunma hakkına ve dolayısıyla kendilerine vekil tayini ile iddia ve savunma hakkına sahip oldukları kuşkusuzdur.

Aksinin kabulü halinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.11.1992 gün ve E:1992/15-398 K:1992/703 sayılı kararının gerekçesinde de ifade edildiği üzere, usul hukukunda bulunmayan dahili dava müessesi uygulanarak davaya dahil edilen, eş söyleyişle usulsüz olarak davaya katılmış bulunan kişinin savunma yapmaması ve aleyhine verilen hükmü temyiz etmemesi halinde husumeti benimsemiş sayılacağı ve hakkında verilen hükmün bu haliyle kesinleşeceği açıktır.

Öteden beri, Yargıtay’ın istikrar bulan yerleşmiş uygulamasına göre, bir davada usulüne uygun olarak taraf kılınmayan kişinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddedilmediği, Anayasal yargılanma ve savunma hakkına ilişkin ilkeden hareketle temyiz talebinin incelendiği de bilinmektedir.

Şu açıklamalar karşısında, usule uygun olmasa dahi diğer tarafın talebi ve mahkemenin kararı ile taraf durumuna getirilmeye zorlanan ölü davalı mirasçılarının, mahkemede vekil aracılığı ile kendilerini savunmalarını engelleyen bir yasa hükmünün bulunmadığı; dahası, bunun bir anayasal hak olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164/1. maddesi hükmüne göre avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade etmektedir.

Bunun yanında; sonuçta davada ne karar verileceği, davanın taraf ehliyetinden dolayı reddinin gerekip gerekmediği hakimin yetkisinde olduğundan, kendilerini savunma durumunda bırakılan, bu bağlamda vekalet ücreti ödemek mecburiyetinde kalan mirasçıya izafe edilebilecek bir kusurun bulunmadığı da şüphesizdir.

Yukarıda değinilen ilke ve olgular birlikte değerlendirildiğinde; davanın, ölü davalının taraf ehliyetinin bulunmaması nedeni ile reddinde, gerekmediği halde taraf durumuna getirilen mirasçının yargılama sırasında yaptığı keşif, tanık gideri gibi diğer masrafların tamamının yasal olarak mirasçılara ödenmesi gerektiği gibi, yargılama giderlerinden olan avukatlık ücretinin de ödenmesi gerektiği her türlü izahtan varestedir.

Davanın usule ilişkin nedenle reddedildiği eldeki davada, davacı tarafça ve mahkemece tereddüt içine düşürülen ölü davalı mirasçısının vekille davayı takip ettiği, vekilin, mirasçıyı temsilen onun adına savunma hakkını kullandığı ve hukuki yardımda bulunduğu göz önüne alınarak, mahkemece davaya dahil edilen mirasçı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.

Hal böyle olunca, kendisini vekille temsil ettiren ölü davalı Y... Ü...mirasçısı B... S... K... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.

Dahili davalının temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.5.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillere, özellikle davada husumet kendisine tevcih edilen Y... ...'ın dava tarihinden önce ölü olduğu kayden belirlendiğine göre, 04.05.1978 tarih 4/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur. Bu yöne değinen davacının temyiz itirazları yerinde değildir.

Öte yandan, davacının isteği üzerine dava tarihinde ölü olduğu belirlenen Y...'un mirasçılarından B... S... K..., mahkemece kendilerine yapılan tebligat üzerine tayin ettiği vekil aracılığı ile davayı takip etmiş, yargılama sonunda da mahkemece isabetle dava reddedilmiş ve davayı vekille takip eden ölü davalı mirasçısı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, sonuç bölümünde ölü kişi aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gereğine değinen 04.05.1978 tarih 4/5 Sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının gerekçesinde aynen; ölen bir kimse hakkında açılan davaya bakılmasına, davacı tarafın isteği üzerine mirasçıların duruşmaya davalı olarak çağrılmalarına, yahut ıslah yolu ile kendilerinin davalı sayılmasına mevzuatta yer verilmediğine değinildikten sonra, mirasçılar hakkında ayrı bir dava açılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. İçtihatı Birleştirme Kararı ile getirilen bu düzenleme kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece res’en gözetilmesi gereken bir kuraldır.

Bilindiği üzere; davada taraf ehliyeti dava şartı olup kamu düzeniyle ilgilidir. Öte yandan, usulen davada taraf olmayanlar lehinde veya aleyhinde hüküm kurulması olanaklı değildir. Bir başka ifadeyle, karar taraflara muzaf olarak verilir. Mecburi dava arkadaşlığı veya yasaların öngördüğü (Örneğin, 2942/14, 3402/29.maddesi gibi) istisnai haller dışında kendisine husumet yöneltilen ölü kişinin mirasçılarına dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemez.

Davacı taraf istese ve masrafını da vererek ölü kişinin mirasçılarına davetiye tebliğ edilse, mahkemece ara kararı ile mirasçılarının dahili davalı olarak, vekillerinin de vekil sıfatıyla duruşmalara kabulüne karar verilse bile, onların usulü dairesinde davada taraf sıfatını kazandıkları kabul edilemez. Usulen taraf olmayan kişiler yararına da yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücretine de hükmedilemez.

Elbette, davada taraf sıfatı bulunmayan veya dava dışı kişi aleyhine hüküm kurulması halinde kararı temyiz etmesi hukuki yararının bulunduğu ölçüde mümkündür, anılan bu kuralın somut olayla ilgisinin bulunmadığı açıktır.

Neticeten, yerel mahkemenin kendisini vekille temsil ettiren ölü davalı mirasçısı lehine vekalet ücretine hükmetmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazı da yerinde değildir. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkelere uygun bulunan yerel mahkemenin kararının onanması düşüncesiyle, Dairenin 03.05.2011 tarih 2011/3230 esas sayılı bozma kararına katılamıyoruz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/3230, K. 2011/5252, 3 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/3230
Karar No
2011/5252
Tarih
3 Mayıs 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/3231 K.2011/3134
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/3231 K.2011/4154
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2011/3231 K.2011/3118
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/3232 K.2011/3961
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/3232 K.2011/3724
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2011/3232 K.2011/3371

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.