İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2011/5877 K.2011/10859

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2011/5877Karar2011/10859Tarih25 Ekim 2011Okuma6 dk · 1.108 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2011/5877 E., 2011/10859 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Ekim 2011
Mahkemesi
MARDİN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
30/12/2010
Numarası
2007/202-2010/1132
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.108 kelime·6 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, miras bırakan babası T., çekişme konusu 2, 4, 11 parsel sayılı taşınmazlarını satış suretiyle davalı oğlu A.'ye temlikinin, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu; A.nin de bu taşınmazlardan 2 ve 11 sayılı parsellerdeki payını satış yoluyla diğer davalı Mehmet'e devrettiğini, M.'in iyiniyetli olmadığını ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescili, olmazsa tazminat isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davalı A. hakkındaki davanın kabulüne; diğer davalı M. hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.10.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı M. T. vekili Avukat ... .. geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz edilen davalı vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkin olup, Mahkemece, davalılardan A.hakkında, çekişmeli 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden temlikin, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne; davalı M.in ise, ediniminde iyiniyetli olduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.

Gerçektende, miras bırakan T.'in, davalı oğlu A.'ye yapmış olduğu taşınmaz temliklerin, mirasçıdan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığı, daha önce dava dışı mirasçılar tarafından açılıp derecattan geçmek suretiyle kesinleşen hükümle belirlendiğinden, çekişme konusu 4 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, davalı Ali yönünden davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. O halde, davalı A.nin temyiz itirazları yerinde değildir, reddiyle aleyhindeki hükmün ONANMASINA.

Davacı ve davalı M.in temyizine gelince, miras bırakan T.'in 24.01.1990 tarihinde öldüğü, miras bırakanın, maliki olduğu çekişme konusu 2 ve 11 parsel sayılı taşınmazlarını 9.2.1987 tarihinde.

4 parsel sayılı taşınmazını ise 1.3.1988 tarihinde davalı oğlu A.'ye satış suretiyle temlik ettiği; miras bırakanın ölümünden sonra oğullarından İ.'ten olma torunlarının, yapılan işlemin mal kaçırma amaçlanarak, muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek davalı A. aleyhinde muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açtıkları davanın, Mardin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/ 302 esas, 2002/118 sayılı kararıyla kabul edilerek, çekişme konusu 2, 4, 11 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak davalı A. üzerindeki sicil kaydının davacıların kanuni hisseleri oranında iptal edilerek,

adlarına tescil karar verildiği ve derecattan geçmek suretiyle kesinleştiği; anılan kararın 29.8.2006 tarihinde infaz edildiği, sözü edilen bu davanın davacılarının miras payları dışında kalan kısma ait sicil kaydının ise davalı A. üzerinde bırakıldığı; davalı A.'nin de bu kararın infazından hemen sonra 31.8.2006 tarihinde, çekişmeli 2 ve 11 nolu parsellerdeki adına kayıtlı bakiye payların (3/4'er payın) tamamını diğer davalı M.'e satış suretiyle temlik ettiği görülmektedir.

Hemen belirtilmelidir ki; davalı A. ilk el, davalı M. ise ikinci el konumundadır. İkinci el durumunda bulunan kişinin tapu sicilinin aleniliğinden istifade ederek tapuya güvenerek edinmesinde iyiniyetli olması halinde TMK'nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanabileceği ve edindiği mülkiyet hakkına değer verileceği tartışmasızdır.

Bilindiği üzere, hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir.

Bu amaçla Medeni Kanunun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023.maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.

Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş,bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış,iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş,değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarakta tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.Belirtilen ilke M.K.nun 1023.maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış,

aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1.fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tesçil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tesçile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.

Ne varki; tapulu taşınmazların intikallerinde,huzur ve güveni koruma,toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin,iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi,hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı,kişilerin Devlete ve

adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta,şeklen iyi niyetli gözükeni değil,gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması,bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu,iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 8.ll.l99l tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.

Somut olaya gelince; davalı M.e temlik edilen çekişmeli 2 ve 11 parsel sayılı taşınmazlardaki payların, satış tarihi itibariyle keşfen belirlenen toplam değerinin 411,932,40.-TL, akitte gösterilen değerleri toplamının ise 29.000,00.-TL olduğu görülmektedir.

Her iki değer arasında fahiş fark vardır. Öte yandan, ikinci el durumundaki M. ile diğer davalı A.'nin geçmiş dönemde iş ortaklığı içerisinde bulundukları iddiasına karşı çıkılmadığı, aynı zamanda, gerek A.'nin, gerekse M.in taşınmazların bulunduğu yer nüfusuna kayıtlı oldukları, diğer taraftan taşınmazlardaki payı M.'in temellük etmesine rağmen, bu tarihten sonrada davalı A.'ye yapılan tebligatların kendisine bu yer içerisindeki ev adresinde tebliğ edildiği sabittir.

Taşınmazlardaki çekişmeli paylar satıldığı halde, bu yerdeki ev ikamet adresi olarak gösterilerek A. adına çıkartılan tebligatın bu adreste tebliğ edilmesi taşınmazları halen A.'nin kullandığına karine teşkil eder. Kullanımla ilgili olarak davalı A. ile kayıt maliki arasında kişisel hukuki bir ilişkinin kurulduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir.

O halde, bütün bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davalı M.'in TMK'nun 1023. maddesinde öngörülen iyiniyet ilkesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı ve aynı Yasanın 1024. maddesinde öngörüldüğü şekilde A.ile el ve iş birliği içinde bulunduğu kabul edilmelidir.

Hal böyle olunca, davalı M.'in, ediniminde iyiniyetli olmadığı gözetilerek, hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru değildir.Açıklanan nedenlerden ötürü, davalı M.'in vekalet ücretine yönelik temyiz itirazı yerinde değildir, reddine.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesine göre) HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davacı vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenden alınmasına, 25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/5877, K. 2011/10859, 25 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/5877
Karar No
2011/10859
Tarih
25 Ekim 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/5878 K.2011/44624
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/5878 K.2011/21504
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2011/5878 K.2011/15552
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2011/5879 K.2011/15566
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2011/5879 K.2011/10815
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/5879 K.2011/21442

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.