KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/16321 E., 2013/3719 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2013
- Mahkemesi
- NALLIHAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/03/2012
- Numarası
- 2010/9-2012/34
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu iptal ve tescil ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın bağıştan rücu hukuksal nedenine dayandığı somut olayda ise Borçlar Kanununun 244. maddesinde açıklanan bağıştan rücu koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delilerden, davacının 3 parsel sayılı taşınmazını 08.02.2001 tarihinde davalı N..'ye 21, 243, 317 ve 320 parsellerdeki paylarını ise 27.02.2004 tarihinde satış suretiyle davalı M..'e temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı, ilerleyen yaşı ve eşinin ölümü üzerine gelecek kaygısı yaşadığını, davalılar oğlu ve gelininin ölünceye kadar yanında olup kendisine bakacaklarını söylemeleri üzerine 3 parseldeki taşınmazını gelini N..'ye, bir süre sonra da 21, 243, 317 ve 320 parsellerdeki paylarını kendisine bakacakları inancı ile davalı oğluna devrettiğini, ancak 2009 yılında rahatsızlandığını ve bakıma muhtaç hale geldiğini, davalıların en çok ihtiyacı olduğu bu günlerde kendisini kapı önüne koyduklarını, böylece asıl amaçlarının değerli taşınmazlarını elde etmek olduğunu ve kandırıldığını anladığını, davalıların dava açacağını öğrenmeleri üzerine de bir kısım taşınmazları ellerinden çıkardıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
İddianın açıklanan içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır. Davacı da,yargılama sırasında 13.07.2011 tarihli dilekçe ile mal varlığının hile (aldatma) ile elinden alındığını belirterek, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayandığını açıklamıştır.
Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36/1 maddesi (881 sayılı Borçlar Kanunu'nun 28/l maddesinde) açıklandığı üzere "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.” Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile (aldatma) her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin (aldatma) öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/16321, K. 2013/3719, 18 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama