KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/17298 E., 2013/1954 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2013
- Mahkemesi
- SERİK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/04/2011
- Numarası
- 2008/54-2011/307
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 10 parsel sayılı taşınmazın İ. D. adına kayıtlı iken, 13.05.1988 tarihinde intikalen davalı H. D.adına tescil edildiği, taşınmazın 27.10.1994 tarihinde ifraz işlemine tabi tutularak 360 ve 361 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 361 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olup, 360 parselin 15.10.1996 tarihinde dava dışı şirkete temlik edildiği,
davacıların taşınmazın ilk maliki İsmail’in mirasçılarından olan K.D.’in mirasçısı oldukları halde, davalıyı K.’ın tek mirasçısı gibi gösteren Serik Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.02.1988 tarih ve 1998/121-111 E.K. sayılı veraset ilamına dayalı olarak intikal yapıldığını ve K.’dan kendilerine intikal etmesi gereken miras paylarının ketmedildiğini ileri sürerek eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
İddianın ileri sürülüş biçimi ve açıklanan içeriğine göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacıların K. D.’in mirasçısı olup olmadıklarının saptanmasına, başka bir ifade ile intikale dayanak veraset ilamının, hasımlı olarak açılacak veraset ilamının iptali davası ve o davada verilecek karara göre çözüme kavuşturulması gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davacı tarafa K. D.’in intikale dayanak veraset ilamının iptali için hasımlı olarak dava açmak üzere süre verilmesi, açıldığında sonucunun beklenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek neticeye gidilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/17298, K. 2013/1954, 14 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama