KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/2211 E., 2012/5683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- AKÇAABAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/06/2011
- Numarası
- 2009/164-2011/315
Karar Metni
341 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu iptali, tescil ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu iptal ve tescil ya da tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, taraf muvazaasına dayalı olarak açılan davanın yazılı delil ile kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya çeriğinden ve toplanan delillerden; davacıya ait 12 nolu bağımsız bölümün 6.2.2006 tarihli resmi akitle davalıya satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, 11.10.2010 tarihli yazılı beyanı ile dava dilekçesine açıklama getirerek taşınmazın hile ile elinden alındığını ileri sürüp tapu iptal tescil ya da tazminat istekli olarak davayı açtığını belirtmiştir.
Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamına göre davada hile hukuksal nedenine dayanıldığında kuşku yoktur.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve incelemenin yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/2211, K. 2012/5683, 16 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama