İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/2317 K.2012/5566

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2012/2317Karar2012/5566Tarih10 Mayıs 2012Okuma5 dk · 1.032 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2012/2317 E., 2012/5566 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Mayıs 2012
Mahkemesi
TOKAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
06/06/2011
Numarası
2009/108-2011/151
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.032 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, uzun yıllardır tanıdığı dava dışı T.isimli arkadaşına bankadan kredi alabilmesi amacıyla davalı İ'i vekil tayin ettiğini, kredi alamayan vekilin, kayden paydaşı olduğu 10 parsel sayılı taşınmazdaki payını T.'nın kredi çekeceği yönünde anlaştığı davalı R.'a satış suretiyle devrettiğini, R.'ın da aynı amaçla taşınmazı davalı Ö.'e temlik ettiğini, kredi borcu ödendiği halde taşınmazın iade edilmediğini, T.'nın olayları anlatması üzerine durumdan yeni haberdar olduğunu, satıştan bilgisinin olmaması ve kendisine de herhangi bir bedel ödenmemesi sebebi ile vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını,

R. ve Ö.'ünde bu durumu bilmeleri sebebi ile kötüniyetli olduklarını ileri sürerek, tapunun iptali ile adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde zararının tazminine karar verilmesini istemiştir.

Davalı İ, davacının T.'ya kredi çekmesi amacıyla kendisini vekil tayin ettiğini, bankaların kredi vermemesi üzerine, kredi çekeceğini söyleyen ve T.'nın bu konuda anlaştığı R.'a çekişme konusu taşınmazı devrettiği, ondan sonraki olayları bilmediğini, vekalette satış yetkisinin de bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar, satışların gerçek olduğunu, iddiaların doğru olmadığını, kredi alma olayının olmadığını, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davacının satış yetkisi içeren vekaletname verdiği, temliklerin resmi şekilde yapıldığı, davacının iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.

Mahkemece, iddianın subut bulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kayden davacıya ait 10 parsel nolu taşınmazdaki 2000/8346 payın, davacının vekil kıldığı İ tarafından 17.05.2006 tarihinde ara malik R.'a, onun da 13.07.2006 tarihinde davalı Ö.'e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.

İddianın niteliği, ileri sürülüş biçimine göre taraflar arasındaki çekişmenin vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığının açıklığa kavuşturulması ile giderilebileceği açıktır.

Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde " vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince; gerçektende dava dilekçesinde belirtilen ve yargılama aşamasında davacı tarafın ile sürdüğü vakaaların, dinlenilen tanıkların olaylara dayalı ve müşahhas bilgileri ile doğrulandığı dosya kapsamı ile sabittir.

Öyleyse; İ tarafından ilk el konumunda bulunan R.'a yapılan temlikin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiği belirlendiğine göre, bu temlikin hukuken himaye görmeyeceği tartışmasızdır.

Ne var ki; taşınmazdaki payı R.'dan edinen son kayıt maliki Ö. 2. el durumunda olup, edinmesinin iyiniyete dayalı olduğunun saptanması halinde TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanacağı kuşkusuzdur.

Davalı Ö. taşınmazı gerçekten satın aldığını ve bedelini kısmen kendi mevduat hesabından çektiği para ve kısmen de yedinde bulundurduğu parayı bayii olan R.'a elden ödediğini ifade ederken, dava dışı tarafsız tanık T.'nın İ'e vekaletin kendi ihtiyacını karşılamak için, üzerinde ipotek tesis edilmek suretiyle bankadan kredi almak amacıyla verildiğini, R.'ın sair işlerinde avukat olarak vekili olduğunu ve talimatı ile İ tarafından çekişmeli payın R.'a devredildiğini, ne var ki R.'ın daha önceden kredi çekmiş olması sebebi ile bankaca bu şahsa kredi verilmeyeceğinin anlaşılması nedeniyle önceden babasını ve kendisini tanıdığı,

itimat ettiği Ö.'e devredilmesini talep etmesi üzerine R.'ın payı Ö.'e temlik ettiğini beyan etmiş ve anılan bu olgulardan, yani taşınmazın satışa konu edildiğinden davacının da bi haber olduğunu tereddütte yer bırakmayacak şekilde açıkça ve samimi şekilde ifade etmiştir.

Esasen tanık N.K. da " davacının emlak beyanı için belediyeye gittiğini, ancak borcunun çıkmadığının söylendiğini beyan etmesi üzerine bunun mümkün olamayacağını bildirip onu tapu müdürüne götürdüğünü, bakıldığında arsanın vekil tarafından satıldığını öğrendiklerini " ifade ederek, anılan bu olguları doğrulamış ve davacının taşınmazın satışından haberdar olmadığını bildirmiştir.

Diğer taraftan; Ö. satış bedelini R.'a ödediğini, bildirirken tarafsız tanık T., Ö.'ün kendisine 10.000.-TL ödemesi gerektiğini oysa 1.300.-TL. sini tapu ve diğer masraflar için keserek 8.650.-TL ödediğini, ancak ödenen bu paranın bankadan çekilen kredi olduğunu düşünerek 19.000.-TL olarak tekrar Ö.'e iade ettiğini beyan etmiştir.

Öte yandan, çekişme konusu yer satış suretiyle iki kez el değiştirdiği halde dava tarihine kadar taşınmazda davacının oturduğu ve taşınmazın boşaltılması yönünde herhangi bir ihtar gönderilmeyip işlem de yapılmadığı da tarafların kabulündedir.

O halde; 2. el konumundaki Ö.'ün taşınmazı ediniminin iyiniyetli olduğunu kabul etmek ve TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanabileceğini söylemek olanaksızdır.

Hal böyle olunca; tapu iptal ve tescil isteğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddi isabetsizdir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacı vekilinin belirtilen sebeplerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/2317, K. 2012/5566, 10 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/2317
Karar No
2012/5566
Tarih
10 Mayıs 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2012/2317 K.2012/17857
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/2318 K.2012/8119
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/2318 K.2012/10110
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/2318 K.2012/5064
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2012/2318 K.2012/17861
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/2319 K.2012/8993

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.