KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/2600 E., 2012/5408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- YATAĞAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/04/2011
- Numarası
- 2004/177-2011/207
Karar Metni
334 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ortak miras bırakan babaları Y.'un 268 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla davalıya temlik ettiğini ileri sürerek tapusunun iptaliyle ve tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın bedelini ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacının payı oranında iptal-tescile karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tereke adına tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının payı oranında davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 268 parsel sayılı taşınmazın muris Y. adına kayıtlı iken, 27.09.2002 tarihli resmi akitte davalı oğlu S.'ya satış suretiyle devredildiği; murisin 01.06.2003 tarihinde ölmesiyle, geride mirasçıları olarak eşi, iki oğlu, iki kızı ve kendinden önce ölen oğlu S..'ten olma iki torununun kaldığı; eldeki davanın, murisin kızı F.tarafından murisin oğlu S. aleyhine açıldığı ve tapunun iptaliyle tüm mirasçılar adına tescil isteğinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, davacının tereke adına istekte bulunduğu gözetilerek Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.02.2006 tarih, 609-96 sayılı kararı ile terekeye mümessil tayin edildiği ve tereke mümessilinin 20.04.2006 ve 22.11.2010 tarihli duruşmalara gelerek davaya muvafakat ettiğini imzalı beyanıyla bildirdiği, diğer duruşmaları takip etmediği, davanın davacı vekili tarafından yürütüldüğü görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, kural olarak terekeye mümessil tayininden sonra tereke ortağının veya ortaklarının davayı takip yetkileri ortadan kalkar.
Hal böyle olunca, somut olayda 1086 sayılı HUMK.'nun 409. (6100 sayılı HMK.'nun 150.) madde hükmü gözetilmek suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, terekeye mümessil atanmasından sonra da davanın davacı vekili tarafından sürdürülmesine imkan tanınıp yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/2600, K. 2012/5408, 9 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama