KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/2844 E., 2012/6778 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2012
- Mahkemesi
- ERZURUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/11/2011
- Numarası
- 2011/20-2011/424
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar dahili davalı İ.Ç.tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, 6495 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davalı Belediye Başkanlığı adına yolsuz olarak tescil edilen ve dahili davalıya satılan payın iptali ile tescil isteğine ilişkin olup, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne varki; dosya arasına alınan tapu kayıtlarından iptal ve tescile konu taşınmazların yargılama sırasında el değiştirdiği ve dahili davalının taşınmazlarla bir ilgisinin kalmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur.
Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş 1086 sayılı HUMK'nun 186. maddesinde (6100 sayılı HMK'nun 125. maddesi) dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 125/1. maddesi; dava açıldıktan sonra davalı, dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde; davacı taraf seçim hakkını kullanarak, dilerse temlik eden ile olan davasından vazgeçerek davaya devralan kişiye karşı devam edebileceği, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebileceği hükmünü içermektedir.
Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece davacı yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, Sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Hal böyle olunca, öncelikle yukarıda değinilen usulü eksikliklerin giderilmesi, ondan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken değinilen yön gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/2844, K. 2012/6778, 7 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama