KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/6266 E., 2012/11438 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2012
- Mahkemesi
- KARAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/03/2012
- Numarası
- 2011/351-2012/182
Karar Metni
726 kelime·4 dk okuma
Yanlar arasında görülen asıl tapu iptali ve tescil davası,karşı elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne;karşı davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili ve davalı-karşı davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi 'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Asıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; karşı dava; çekişmeli bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olup,Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, miras bırakan A'nin dava dışı çocuklarına verdiği vekaletname ile çekişme konusu 4182 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümü mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak yakın akrabası olan davalı F.. temlik ettiğini, onun da kızı olan diğer davalı A'e muvazaalı biçimde aktardığını; yapılan satış işlemlerinin, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak gerçekleştirilmesi sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile muris adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini kendi miras payına hasretmiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın satışlarının gerçek olduğunu belirtip, davanın reddini savunmuşlar, ayrıca, davalı A karşı davasında, kayden maliki olduğu çekişmeli 4182 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümü davacı karşı davalı M'in haksız biçimde kullandığını bildirerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; miras bırakan A.’nin; vekili oğlu Y. T. eliyle ve 18.01.2005 tarihli akitle çekişmeli 4 nolu meskeni akrabası davalı F.’ya, onun da, 26.05.2005 tarihli akitle kendi kızı davalı A.’e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Asıl dava yönünden; davacı M'in, anılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, muris adına tescil istekli olarak eldeki davayı açtığı;Dairece, ilk hükmün dava dışı mirasçıların davada yer almasının sağlanması gereğine; bozma ilamına uyulmakla verilen sonraki hükmün ise, terekeye temsilci atanmakla mirasçıların davada sıfatının sona erdiği gözetilerek tereke temsilcisinin davada yer almasının sağlanması ondan sonra bir karar verilmesi gereğine değinilerek bozulduğu; bozmaya uyularak yapılan yargılamada tereke temsilcisinin davaya muvafakat ettiğini, davacının miras payı oranında istekte bulunmasına bir diyeceğinin olmadığını beyan ettiği, Mahkemecede, davacı M'in miras payı oranında iptal ve tescile karar verildiği görülmektedir.
Somut olayda, bozmadan sonra yapılan yargılamada tereke mümessilinin davacı sıfatıyla 29.11.2011 günlü oturum hariç sonraki oturumlara katılmadığı gözetildiğinde, davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi asıl ise de, davalının tüm oturumlara iştirak edip davayı takip etme iradesi karşısında dosyanın işlemden kaldırılmaması doğrudur. Esasen bu olgu yerel mahkemeninde kabulünde olup, işin esası bakımından karar verilmesi de bunu doğrulamaktadır.
Pek tabiidir ki, davalının davayı takip iradesinin hükmün sonuçlarına katlanma yükümlülüğünüde kapsayacağı tartışmasızdır.
Öte yandan, tereke temsisilcisinin hazır bulunmadığı oturumda, davalı vekilinin hazır bulunduğu ve davayı takip ettiği; bu durumda, davanın kabulü ile tüm mirasçılar adına tescile karar verilmesi gerektiği, ancak, davacı M.'in miras payı oranında kurulan hükmün tereke temsilcisi veya davacı M. tarafından bu yönden temyiz edilmemesi karşısında ve aleyhe bozma yasağı da gözetilerek asıl dava bakımından davacının miras payı oranında kabul kararı verilmesi bozma nedeni yapılmadığından, Mahkemece, miras bırakan A.’nin; vekili oğlu Y.
T. eliyle çekişmeli 4 nolu bağımsız bölümü davalı F.’ya satış suretiyle temliki işleminin, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, ikinci el durumundaki A.'in ise ediniminde iyiniyetli olmadığı gözetilerek, davacı M.'in miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Tarafların asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün bu yönünden ONANMASINA,
Karşı davaya ilişkin olarak tarafların temyiz itirazlarına gelince; karşı dava, çekişmeli 4 nolu bağımsız bölüme el atmanın önlenmesi isteğine ilişkin olup, karşı davada ecrimisil isteğinde bulunulmamıştır.Dava tarihi itibariyle 4 nolu bağımsız bölüm karşı davacı A. adına kayıtlı ise de, yukarıda sözü edildiği şekilde kurulan iptal-tescil hükmü ile ile birlikte karşı davalı M.'in taşınmazda paydaş hale geldiği ve bu bağımsız bölümü tasarrufunda bulundurduğu kuşkusuzdur.
O halde, karşı dava bakımından, ecrimisil talebi bulunmadığından ecrimisile hükmedilmemiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Karşı davanın davacısı A.'in tüm temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/6266, K. 2012/11438, 17 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama