KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/7227 E., 2012/6357 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- KARATAŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/03/2011
- Numarası
- 2010/89-2011/97
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı vekilleri tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, tapu kaydının iptalinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; tapuda davacının kayden maliki olduğu çekişme konusu 3062 ve 3063 parsel sayılı taşınmazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bahisle, 3062 sayılı parselin Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/93 E. 1993/280 K. sayılı ilamı ve 3063 sayılı parselin ise Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/270 E. 1995/376 K. sayılı ilamı ile tapu kaydının iptaline karar verildiği ve kararların 21.1.1994 ve 12.9.1996 tarihlerinde kesinleştiği görülmektedir.
Her nekadar, mahkemece, davacının Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/312 E.1998/68 K. sayılı dosyasında davalı gösterildiği ve bu kararın 6.4.2001 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle zamanaşımının geçmediğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacı o davanın tarafı olmayıp, eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen belgelere göre, dava konusu taşınmazların yukarıda sözü edilen Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/93 E. 1993/280 E. sayılı ve Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/270 E. 1995/376 K. sayılı dosyalarına konu edildiği görülmekle mahkemenin bu değerlendirmesinin yanılgıya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, bu tür davalarda tapunun iptaline ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren BK.nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılması zorunludur. Bu süre hak düşürücü süre olmayıp zamanaşımı süresi olduğundan ve Hazinenin de davaya karşı çıkarak zamanaşımının dolduğu ileri sürüldüğünden, mahkemece bu savunmanın gözetilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
O halde, tapu sicil kayıtlarının terkinine ilişkin mahkeme kararlarının kesinleştiği tarihler gözetildiğinde, eldeki davanın açıldığı tarihe göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu sabittir.
Öyle ise, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/7227, K. 2012/6357, 30 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama