KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/731 E., 2012/5600 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- ANKARA 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/07/2011
- Numarası
- 2009/452-2011/212
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 1 parsel sayılı taşınmazdaki 34 nolu dubleks konuta, davalının haklı ve geçerli bir nedeni bulunmaksızın kullanmak suretiyle el attığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.5.2012 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat K.E. ile temyiz edilen vekili Avukat M.Ö. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava dilekçesi içeriğinden; davacının, kayden maliki olduğu 1 parsel sayılı taşınmazdaki 34 nolu dubleks konuta, davalının haklı ve geçerli bir nedeni bulunmaksızın kullanmak suretiyle el attığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki, dava dilekçesinde sadece ecrimisil isteği yönünden değer bildirildiği, halde el atmanın önlenmesi isteği yönünden dava dilekçesinde bir değer bildirilmediği gibi, çekişmeli taşınmazın değerinin keşfende belirlenmediği, elatmanın önlenmesi isteği yönünden harç alınmaksızın neticeye gidildiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada 492 Sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen muhtesatın değerinin toplamından (4.3.1953 tarih 10/2 Sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 Sayılı Kanunun 32. maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30. madde hükmünde de " ... muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK' nun 409. (HMK’nun 150.) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Hal böyle olunca, elatıldığı iddia edilen taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bu değer üzerinden, yukarıda değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmek suretiyle, harç ikmali yaptırılması, ondan sonra işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/731, K. 2012/5600, 11 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama