KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/9183 E., 2012/12569 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/12/2008
- Numarası
- 2005/403-2008/432
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 13068 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalının ise komşu aynı ada 2 parsele paydaş olduğu, anılan taşınmazların imar parselleri oldukları ve çekişmeli bina taşkınlığının da imar uygulamasıyla oluştuğu; ancak, 2 sayılı parselin hissedarlarından Belde tarafından açılan dava sonucunda İzmir 4. İdare Mahkemesi’nin 04.05.2005 tarih ve 292-610 sayılı kararı ile, anılan taşınmazların tescil dayanağı olan imar uygulamasına ilişkin Belediye Encümen Karalarının iptaline karar verildiği ve kararın derecattan geçmek suretiyle 07.12.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; yıkım istekli davalarda, tüm kayıt maliklerinin davada yer almaları zorunludur.
Somut olayda, taşkın yapının bulunduğu 13068 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı Mehmet dışındaki diğer paydaşları davada yer almamışlardır.
Öte yandan, davacının dayandığı tapu kaydının tescil dayanağı idari işlem idari yargı yerinde iptal edilmiş ve bu karar kesinleşmiş olmakla, sicil illetten yoksun hale gelmiştir.
Hal böyle olunca; taşkın yapının bulunduğu 13068 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı Mehmet dışındaki diğer paydaşlarının da davada yer almalarının sağlanması, davalı tarafa kadastral parsellerin ihyasına yönelik tapu iptal ve tescil davası açması hususunda süre verilmesi, açıldığı takdirde sonucunun beklenilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/9183, K. 2012/12569, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama