KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/9804 E., 2012/13839 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2012
- Mahkemesi
- SARIKAYA SULH HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/06/2008
- Numarası
- 2007/382-2008/167
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ve tespit davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Davacı, 4 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının ise komşu parsel maliki olup taşınmazlar arasında sınır olarak kabul edilen duvarın 4 parsel sayılı taşınmazına tecavüzlü olduğunu ileri sürerek, duvarın yıkılması ve yeniden sınır tespiti yapılması istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, davanın 8.8.2008 tarihinde açıldığı, kadastro tutanaklarının ise 2.9.1988 tarihinde kesinleştiği, buna göre 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ne varki, açılan dava kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olmayıp, kadastroyla oluşan çap durumuna göre elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Bu tür bir davada 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinin uygulama olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazırhale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.
Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkca gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/9804, K. 2012/13839, 26 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama