KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/11015 E., 2013/13252 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İZMİR 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/11/2012
- Numarası
- 2012/699-2012/469
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, el atmanın önlenmesi isteğinin kabulüne; atiye bırakılan ecrimisil isteği bakımından ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı HUMK'nın 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın el atılan yerin değerinden (4.3.1953 tarih 10/2 sayılı İBK) ibaret olacağı kuşkusuzdur.
Ne var ki, eldeki davanın değer gösterilmeksizin maktu harç ödenmek suretiyle açıldığı ve maktu harç üzerinden hükme bağlandığı görülmektedir.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/11015, K. 2013/13252, 24 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama