KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/11305 E., 2013/13259 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2013
- Mahkemesi
- BURSA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/11/2012
- Numarası
- 2012/619-2012/620
Karar Metni
261 kelime·1 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemenin görevsizliğine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, taşınmazın aslının vakıf olduğundan bahisle tapu kaydının iptali ve vakfı adına tescili isteğine ilişkin olup, hasım gösterilmeden açılmıştır.
Mahkemece, davanın hasımsız açılması nedeniyle çekişmesiz yargıya tabi olduğu ve sulh hukuk mahkamesinin görevinde bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Ne var ki, davanın 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesinden kaynaklandığı ve taşınmazın aynına (mal varlığına) yönelik olduğu gözetildiğinde, olayda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 382 ve 383. maddelerinin uygulama yeri bulunmadığı, bu hali ile aynı Kanunun 2. maddesi kapsamında kaldığı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tartışmasızdır.
Diğer taraftan, kayyımın atanması ve kayyımın görev ve sorumluluklarıyla ilgili 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndaki hükümler ile 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun hükümleri dikkate alındığında, ilgililerin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla anılan davaların kayyıma yöneltilmesinde zorunluluk vardır. Taraf teşkili kamu düzeniyle ilgisi bakımından temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde tutulması gereken bir usül kuralıdır.
Hal böyle olunca, öncelikle kayyımın davada yer alması sağlanarak taraf teşkilinin tamamlanması, ondan sonra işin esasının değerlendirilmesi yerine, görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/11305, K. 2013/13259, 24 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama