KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/11550 E., 2013/12171 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2013
- Mahkemesi
- BİSMİL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/10/2012
- Numarası
- 2010/762-2012/514
Karar Metni
324 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Mehmet Akif Çetin vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, terditli ilk istek olan tapu iptali ve tescil isteği bakımından davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı M... A... Ç... tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde hükmün kapsamının hangi hususları içereceği düzenlenmiş olup, aynı maddenin ( c ) fıkrasında '' Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerini '' içermesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı Yasanın 298/2. maddesinde ise '' Gerekçeli karar, tefhim olunan hüküm sonucuna aykırı olamaz.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme ile , duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçe arasında farklılık yaratılamayacağı kuralı kabul edilmiştir.
Bilindiği üzere, mahkeme kararları gerekçesi ve hüküm fıkrası ile bir bütün olup, gerekçe ile hüküm sonucu arasında açık bir çelişkinin bulunmaması asıldır. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler.
Eldeki davada ise, gerekçeli kararın delillerin tartışılması ve verilen kararın hangi nedenlerle kabul edildiğinin değerlendirilmesine ilişkin bölümünün başka bir dava dosyasına ait değerlendirme bölümü olduğu, bu dava ile bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Değinilen bu durum yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ile yasa hükümlerine aykırı olup, anılan hususlar gözardı edilerek başka bir dosyaya ait gerekçe ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/11550, K. 2013/12171, 9 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama