KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/11766 E., 2013/16231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2013
- Mahkemesi
- GÜMÜŞHANE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/03/2013
- Numarası
- 2012/201-2013/127
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Hükmüne uyulan bozma ilamları uyarınca yapılan inceleme sonrası miras bırakanın akit tarihinde ehliyetli olduğu saptanmak suretiyle ehliyetsizlik iddiasına dayalı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak; dosya içeriği ve toplanan delillerden mirasbırakanın eşinin ölümünden sonra evlenmek istediği, nitekim bir kadınla nikahsız olarak bir araya geldiği, onun evi terk etmesi üzerine davalıyla evlenmek istediği ve davalıyla evlendiği gün temliki yaptığı, temlikin bedelsiz olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.
Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; her ne kadar sözü edilen temlik bedelsiz ise de, miras bırakanın diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla değil, kendisinden yaşça küçük olan davalıyla evlenmek amacıyla temliki yaptığı sonucuna varılmaktadır. Nitekim bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda temlikin 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/11766, K. 2013/16231, 19 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama