İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2013/12494 K.2013/12988

Yanlar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,…

Esas2013/12494Karar2013/12988Tarih19 Eylül 2013Okuma5 dk · 1.020 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2013/12494 E., 2013/12988 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
19 Eylül 2013
Mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 17. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
15/05/2012
Numarası
2011/228-2012/259
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.020 kelime·5 dk okuma

Yanlar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Asıl ve birleşen dava; 5737 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca tapu iptal tescil ve Kadıköy Sulh 2. Hukuk Mahkemesinin 2006/56 Esas ve 2009/13 Karar sayılı ilamı ile yaratılan hukuki muarazaanın önlenmesi ve taşınmazlar üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılması isteklerine ilişkindir.

Mahkemece; asıl ve birleşen davada tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu S... S... Kadim Vakfından icareli dükkan- kargir ev vasıflı, 157 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın 7/8 payının tesis kadastrosu, 1/7 payının ise intikal yoluyla 13/02/1948 tarihinde “D... kızı, A... H... M...” adına tespit ve tescil edildiği, her iki pay bakımından da S... S...

Kadim Vakfından şerhi bulunduğu, 4 parsel sayılı taşınmazın ise 17/10/1960 tarihinde intikal yoluyla aynı kişi adına tescil edildiği, tapulama tespit tutanağındaki vakıf şerhinin İstanbul Defterdarlığı, Milli Emlak Müdürlüğünün 14/09/1955 tarihli yazısına istinaden 28/09/1955 tarihinde terkin edildiği,

mutasarrıfın Kadıköy Sulh 2. Hukuk Mahkemesinin 12/02/2009 tarih, 2006/56 Esas, 2009/13 sayılı kararı ile mirasçı bırakmadan öldüğünün sabit olduğu saptanmak ve bu olgu benimsenmek suretiyle 3 parsel sayılı taşınmaz bakımından 5737 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca Hazine adına olan kaydın iptali ile Vakfı adına tesciline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.

Davacının ve davalının öteki temyiz itirazlarına gelince;

Hemen belirtilmelidir ki;Vakıf Hukukumuzda icareteynli ve mukataalı vakıf taşınmazlarının kuru mülkiyeti (rekabesi ) vakfa, kullanma (tasarruf) hakkı ise mutasarrıfına ait olup mutasarrıfın bu hakkı, ölümü ile mirasçılarına, mirasçısının bulunmaması halinde ise taşınmazların mahlulen vakfına döneceği benimsenmiştir. Ne var ki.

Medeni Kanunu'nun kabulünden sonra aynı taşınmaz üzerinde "kuru mülkiyet (rekabe) hakkı" ile mirasçılara kalan, nesilden nesile geçen "tasarruf hakkı" gibi iki hakkın varlığının, yeni mülkiyet kuralları ile bağdaşmaması karşısında vaki Vakıf Hukukumuzun yeniden düzenlenmesi ve Medeni Kanunu'nun kabul ettiği mülkiyet rejimine uyarlama zorunluluğu doğmuştur. Bu zorunluluk karşısında.

2762 sayılı Vakıflar Yasası 05.06.1935 tarihinde kabul edilmiş, 13.06.1935 tarihinde yayınlanmış, 6 ay

sonra 13.12.1935 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu Kanun ile vakıf taşınmazlarının icareteyn ve mukataaya bağlanması yasaklanmış, daha önce kurulmuş bu tür vakıfların tasfisiyesi yoluna gidilmiştir. Sözkonusu Yasanın özellikle 27, 29 ve 30. maddelerinde özetle (...mukataalı toprakların ve icareteynli taşınmazların mülkiyetinin yirmi misli bir taviz karşılığında mutasarrıfına geçirileceği on yıl içerisinde taviz vermek yoluyla icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edinmemiş olanların mülkiyetinin ise on yıl sonunda kendiliğinden mutasarrıfına geçeceği ve vakfın hakkının ivaza dönüşeceği) hükme bağlanmıştır. Görülen lüzum üzerine 13.06.1945 tarih, 4755 sayılı Yasa ile bu süre 13.12.1955 tarihine kadar on yıl daha uzatılmıştır .

Anılan bu vakıfları düzenleyen Yasa hükümlerine göre; taviz bedeli ödendikten veya taviz bedeli ödenmese dahi öngörülen yirmi yıllık süre geçtikten sonra vakıf taşınmazların tam mülkiyeti mutasarrıfa geçmiş ,diğer bir değişle vakıf taşınmazı özel mülk, mutasarrıf malik olmuştur. Mutasarrıf iken malik olan kişilerin mirasçı bırakmadan ölmeleri üzerine taşınmazları 4721 sayılı Medeni Kanunun 448.maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hazineye kalacağı benimsenmiştir.

Ancak yasa koyucu öncesi vakıf olan bu taşınmazların vakfına (aslına) dönmesini daha uygun görmüş, bazı ayrıcalıklar dışında, Hazineye intikal yolunu kapatmak istemiştir.

İşte bu nedenle 22.09.1983 tarih, 2888 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değişik 2762 sayılı Yasanın 29. maddesine eklenen 2.fıkra ile Medeni Kanunun 448.maddesinin hazinenin mirasçı olacağı yönündeki genel hükmünden ayrılmış "mülkiyeti mutasarrıflarına geçmiş olan taşınmazlarda maliklerin bu Yasanın yürürlük tarihine kadar ölmeleri üzerine son mirasçı sıfatıyla hazineye intikal edipte bu husus tapu kaydına bağlamış bulunanlar ayrık bırakılarak işlenmemiş olan taşınmazların mahlulen vakfına rücuu edeceği" kuralını getirmiştir.

Yukarıda belirtilen Yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 2888 sayılı Yasanın yürürlük tarihi 24.09.1983 tarihinden sonra aslı vakıf olan taşınmazların hazineye geçmesine yasal olanağın kalmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Ancak daha önce hazine üzerine oluşan tapu kayıtlarının iptal edilmemesi için de; taşınmazın önce mutasarrıfına geçip özel mülk haline gelmesi, malikinin mirasçı bırakmadan ölmesi ve 2888 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce tapuda hazine üzerine yazılması gibi üç koşulun gerçekleşmesi gerekmektedir.

Vakıflar Yasasının tasfiye hükümlerinin işlemesinden önce vakıf malının kuru mülkiyeti mutasarrıfına geçtiğinden, mutasarrıfın tam malik sıfatını kazandığından söz edilemez anılan Yasanın 29.maddesinde açıklanan koşullar gerçekleşmeden mirasçı bırakmasızın ölen kişi malik olamayacağı gibi tasarruf hakkı dahi sona ereceğinden taşınmazın mülkiyetinin hazineye geçtiği ileri sürülemez.

Aynı şekilde mutasarrıfı kaçak ve yitik kişi durumuna düşen taşınmazların mülkiyetinin de metruken vakfına dönmesi asıl olup hiç bir surette hazineye geçmesine yasal olanak yoktur.

Diğer taraftan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu 297. maddesinin 2. fıkrasına göre (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 389. maddesi) hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hüküm, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Ne var ki; yukarıda açıklanan ilke ve yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; birleşen davaya konu 4 parsel sayılı taşınmazın tapulama tespit tutanağında yer alan "vakıf şerhi" terkin edildiği halde terkine ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirildiğini, hükme elverişli araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı olmadığı gibi davacı yanın gerek asıl gerekse birleşen davada tapu iptal ve tescil isteği yanısıra Kadıköy Sulh 2. Hukuk Mahkemesinin 2006/56 Esas ve 2009/13 Karar sayılı ilamı ile yaratılan hukuki muarazaanın önlenmesi ve taşınmazlar üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılması isteği konusunda da bu istekleri karşılayacak şekilde olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmadığı görülmektedir.

Hal böyle olunca; 4 parsel sayılı taşınmaz bakımından vakıf şerhinin, İstanbul Defterdarlığı, Milli Emlak Müdürlüğü'nün 14/09/1955 tarihli yazısına istinaden yapılan 28/09/1955 tarihli terkinine ilişkin bilgi ve belgelerin yukarıda açıklanan ilke ve yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken açıklanan hususun gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı gibi HMK'nın 297/2. maddesindeki yasal düzenlemeye rağmen davacının asıl ve birleşen davada Kadıköy Sulh 2. Hukuk Mahkemesinin 2006/56 Esas ve 2009/13 Karar sayılı ilamı ile yaratılan hukuki muarazaanın önlenmesi ve taşınmazlar üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılması ile ilgili talepleri hakkında da olumlu - olumsuz hüküm kurulmaması isabetsizdir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacı ve davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/12494, K. 2013/12988, 19 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/12494
Karar No
2013/12988
Tarih
19 Eylül 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/12495 K.2013/9284
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/12497 K.2013/9283
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/12498 K.2013/9282
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/12498 K.2013/12140
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/12499 K.2013/9253
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2013/12500 K.2013/12463

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.