KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/2010 E., 2013/6393 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2013
- Mahkemesi
- ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/11/2012
- Numarası
- 2010/835-2012/642
Karar Metni
304 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/226 değişik iş sayılı tespit dosyasında düzenlenen 19.10.2012 günlü raporda davacı taşınmazının davalı tarafından kullanıldığının saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
785 parsel sayılı taşınmazın davacıya, güneyinde yer alan 786 parselden sonra gelen 787 parselin ise davalının murisi ve babası olan M.K. S.a ait olduğu kayden sabittir.
Bilindiği üzere elatma, haksız bir eylem olup, elatmanın önlenmesi davalarıda bu haksız eylemi gerçekleştiren kişi veya kişiler aleyhinde açılır.
Somut olayda; Mahkemenin hükme gerekçe yaptığı tespit, hasımsız olarak yaptırılmış olup, tespit dosyasında yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanık dinlenmemiş, fen bilirkişileri davacıya ait taşınmazın davalı tarafından kullanıldığını rapor etmişlerdir. Bu raporun davalı bakımından bağlayıcı olduğu söylenemez. Yapılan keşif sonrası hazırlanan raporda, davacı tanıklarının davacının taşınmazının davalı tarafından kullanıldığını; davalı tanıklarının ise C.k... birilerinin kullandığını beyan ettikleri rapor edilmiştir.Taraf tanıklarının bu birbirine zıt beyanları karşısında tam bir sonuca ulaşmanın mümkün olduğu söyleme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; tarafsız kişilerden seçilecek bilirkişilerin katılımı ile yerinde yeniden keşif yapılarak, tanıklar taşınmazın başında dinlenip, yüzleştirilmeleri sağlanarak, taraf tanıklarının beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi, davacıya ait taşınmazın davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, davalının yer almadığı, bu nedenle davalı yönünden bağlayıcılığı olmayan tespit dosyasında hazırlanan rapora itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/2010, K. 2013/6393, 30 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama