KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/4538 E., 2014/1151 K.·Tapu İptali Muris Muvazaası Yolsuz Tescil İnançlı İşlem
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2014
Karar Metni
440 kelime·2 dk okuma
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 6
HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 337
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 18
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 19
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 20
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 81
TÜRK BORÇLAR KANUNU (6098) Madde 506
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 3
"İçtihat Metni"Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, mirasbırakan H.. T..’ın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla, 1237 ada 27 ve 29 parsel sayılı taşınmazlardaki payını (imarla 5323 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 36508/42410 payını) satış suretiyle komşusu H.. Ş..’a, temlik ettiğini,Hayriye'nin de taşınmazı mirasbırakanın oğlu davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, satışların gerçek olmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 17 yaşından beri Almanya'da çalışmakta olduğunu, kazandığı paraları muris babasına göndererek iki adet arsa satın aldığını, tapu kayıtlarının mirasbırakan adına oluşturulduğunu, bilahare gönderdiği paralarla inşaat yaptırdığını, bu aşamada yapılan temliki işlemlerle de kayden malik hale geldiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; “ somut olayda, gerek davalının savunması, gerekse ara malik Hayriye’nin beyanlarına göre temliklerin bedelsiz olduğu sabittir. Öte yandan; davalının, taşınmazın bedelini kendisinin ödediği halde miras bırakan adına sicil oluşturulduğuna ilişkin, inanç sözleşmesine dayanan savunması da yazılı delille kanıtlanamamıştır.
Kaldı ki; davalı 1963 doğumlu olup, 27 sayılı parselde miras bırakanın adına sicil kaydı oluştuğu tarihte 12 yaşındadır. Diğer taraftan; davalının taşınmaz üzerindeki binada varsa kişisel bir hakkı, bunun ayrı bir dava konusu yapılabileceği de kuşkusuzdur. O halde, anılan bu olgular yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 28.01.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı M.. T.. ve vekili Avukat Ö..M.. ile temyiz edilen Davacı C.. T.. ve vekili Avukat Z..A.., Av. M.. A.. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/4538, K. 2014/1151, 28 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama