KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/5316 E., 2013/5806 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2013
- Dava türü
- ELATMANIN ÖNLENMESİ
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada; Davacı,davalıların murisi ....'a ait 595 ada 3 parsel sayılı taşınmazı cebri icra yolu ile satın aldığını ve tapuda adına tescil edildiğini, buna rağmen davalıların haksız yere taşınmazda oturmaya devam ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini istemiştir. Davalılar, çekişme konusu taşınmaz üzerinde bulunan evin cebri icra satışına dahil olmayıp murislerine ait olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, kayden davacıya ait taşınmaza davalıların haklı ve geçerli bir neden olmadan elattıkları gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece "...çekişme konusu 3 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde yeralan evi davalıların haksız yere işgal ederek oturduklarını ileri sürerek davacının eldeki davayı açtığı, dosya arasına alınan evraklardan, davalıların miras bırakanı ...'ın çekişme konusu parselin geldisi olan 51 ada, 13 parselin paydaşı iken, borcundan dolayı yapılan icra takibi neticesinde payı üzerine haciz konulduğu,
davalıların murisinin İcra İflas Kanunu'nun 82/12. maddesi gereğince ...
İcra Tetkik Mercii Hakimliğine " haczedilmezlik " iddiasıyla dava açtığı, yargılama sonunda 06.09.1989 tarih, 1989/3 Esas, 1989/9 sayılı Karar ile talep kabul edilerek 13 parselde yeralan ve haritasında (D) harfi ile gösterilen ...'a ait ev üzerindeki haczin kaldırılmasına hükmedildiği, kararın temyiz edilmeksizin 17.09.1989 tarihinde kesinleştiği, anılan karar sebebi ile ev hariç olmak üzere ...'in payının ...
İcra Müdürlüğü'nün 1989/28 Talimat sayılı dosyasından cebri icra yolu ile satışa çıkartıldığı ve alacaklılardan biri olan davacıya ihale edilerek tescil edildiği belirlenerek, mahkemece. 3 parsel sayılı taşınmaza, harita plan örneğinde D harfi ile gösterilen ev hariç olmak üzere taşınmazın diğer bölümlerine davalıların elatmalarının önlenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arzın mülkiyetine bağlıdır. Bu husus Türk Medeni Kanunun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır.
Kadastro sırasında tutanağa muhdesatla ilgili olarak 3402 Sayılı Yasanın 19. maddesine uygun olarak konulan şerh, sahibine kişisel hak sağladığı gibi, bina yönünden haczedilmezlik kararı verilmiş olması, bedelden kaynaklanan kişisel hakla ilgilidir.
Yoksa gerek 743 Sayılı, gerekse 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun mülkiyet ile ilgili hükümleri gözetildiğinde, hukuk sistemimizde çifte mülkiyete yer verilmemiş olup, taşınmaz üzerindeki her türlü muhdesat ve yapılar arzın mülkiyetine tabidir.
Bu durumda davacının çekişmeli taşınmazın maliki olduğu açıktır.Hal böyle olunca; mülkiyete ve kayda üstünlük tanınarak taşınmaz üzerinde bulunan evide kapsar şekilde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir..." gerekçesiyle bozulmuş,mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu. Düşüncesi alındı.Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/5316, K. 2013/5806, 17 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama