KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/6720 E., 2013/8570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- BURSA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2012
- Numarası
- 2011/767-2012/326
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı Bursa 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.05.2012 gün ve 2011/767 esas ve 2012/326 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 06.02.2013 gün ve 12466-1326 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacılar vekilince istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, yerel mahkemece davanın kadastro öncesi sebebe dayalı olarak açıldığı, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, davacı tarafın temyiz itirazı üzerine Dairece onadığı görülmektedir.
Ne var ki, tereke miras bırakanın ölümü ile intikal edeceğinden ve terekenin açılmasıyla mirasçılar tereke üzerinde hak sahibi olacaklarından, bu tür isteklerde dava hakkı murisin ölümüyle ortaya çıkar. Kadastro Yasası'nın 12/3. maddesi hükmünde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanmasında da murisin ölüm tarihi büyük önem taşır.
Anılan yasal düzenlemede, kadastro tespit tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği ve dava açılamayacağı hükme bağlanmıştır. Başka bir ifadeyle, dayanılan hakkın, kadastro tespit tutanağının tanzim tarihinden önce doğması halinde anılan sürenin uygulama imkanına kavuşacağı açıktır.
Tutanağın tanziminden sonra doğan haklara ilişkin açılan davalarda hak düşürücü sürenin uygulama yeri yoktur.
Somut olayda, kadastro tespitinin 15.08.1970 tarihinde yapıldığı, miras bırakanın ise 07.11.1971 tarihinde yani tespitten sonra öldüğü sabittir. Bu durumda, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin eldeki dava bakımından uygulanamayacağı açıktır.
Hal böyle olunca, işin esasına girilerek gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve oluşacak duruma göre uyuşmazlığın bir çözüme kavuşturulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/6720, K. 2013/8570, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama