KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2014/14840 E., 2016/3593 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2016
- Dava türü
- ELATMANIN ÖNLENMESİ
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi, birleşen dava ise ortak alana elatmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Asıl davada davacı, maliki olduğu 764 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın müdahale ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise maliki olduğu 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere bitişik olan ancak projede görünmeyen bölüme de davalıların haksız olarak müdahale ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, asıl ve birleşen davaların reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı tarafından asıl davanın reddine dair verilen karar sebebiyle temyiz edilmiştir.
Çekişme konusu 764 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin davacı adına kayıtlı olduğunu sabittir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 6. maddesi uyarınca, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, asıl davaya konu çekişmenin çözüme kavuşabilmesi için öncelikle asıl davanın açıldığı tarihte haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalıların dava konusu taşınmazlara elatıp atmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Ne var ki; mahkemece, asıl dava tarihi itibariyle haksız elatma olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın neticeye gidilmiştir.
Hâl böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak ve bildirilecek tanıklar dinlenerek davalıların dava konusu taşınmazlara dava açıldığı tarihte herhangi bir müdahalesinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/14840, K. 2016/3593, 24 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama