KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2014/17721 E., 2014/18195 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2014
- Davalılar
- ... V.D.
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
674 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı, kayden maliki olduğu kat irtifakı kurulu 3 nolu parseldeki 9 nolu bağımsız bölümün satışı için eşi olan dava dışı ... vekaletname verdiğini, ...'nın emlakçı olan akrabası davalı ...'ten alıcı bulmasını istediğini, davalı ...'in ... ismiyle tanıttığı diğer davalı ...'in taşınmazı almak istemesi üzerine tapuda buluşmak üzere sözleştiklerini, ... ile davalı ...'in tapuda buluştuklarında davalı ...'in, davalı ...'in bankadan para çekmek üzere olduğunu söylediğini, ...'nın akraba olmalarına da güvenerek taşınmazı davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiğini,
kısa süre sonra davalı ...'in çekişme konusu taşınmazı trampa yoluyla davalı ...'e devrettiğini, taşınmazın devrinin hile ile sağlandığını, satış bedelinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istekli eldeki davayı açmıştır.
Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu, çekişme konusu taşınmazın bedelinin davacının vekili ...'ya ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının iradesinin fesada uğratılarak taşınmazın temlikinin sağlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekilme konusu 3 nolu parseldeki 9 nolu bağımsız bölüm kayden davacıya ait iken, davacının satışa yetkili vekil olarak atadığı eşi ... ... tarafından 27.9.2011 tarihli satış akdi ile davalı ...'e temlik edildiği, davalı ...'in de 30.09.2011 tarihli trampa akdi ile bağımsız bölümü diğer davalı ...'e devrettiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda; dosyaya sunulan 28.09.2011 tarihli, davalılar ile dava dışı kişiler tarafından imzalanan “taşınmaz alım satım ön mukavelesi” başlıklı sözleşmede davalıların çekişme konusu 345 ada 3 parseldeki 9 nolu bağımsız bölüm ile 4214 ada 3 parseldeki 7 nolu bağımsız bölümün trampa edilmesi konusunda anlaştıkları görülmektedir. Davalı ...'in davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiyi bildiği ya da bilmesi gerektiği hususunun kanıtlanamadığı da gözetildiğinde davalı ...'in iyiniyetli olduğu ve 4721 sayılı TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanacağı açık olup davalı ... bakımından davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı tanığı vekil ... ..; davalıya bir belge imzalayarak vermediğini, sadece tapuda satış işleminin yapılacağı sırada yeğeni davalı ...'e güvenerek satış bedelini aldığına dair imza attığını beyan ettiği, buna karşın ... Kurumu'ndan alınan raporda.
13.10.2011 tarihli sözleşme başlıklı belgedeki ... ..'ye atfen atılan imzanın ...'nin eli ürünü olduğunun belirtildiği, öte yandan; davacı tanığı ...'un; satış bedelinin ödenmesi konusunda gerek tapu dairesinde, gerek sonraki görüşmelerinde davalı ...'in vekil ...'yı oyaladığını beyan ettiği, 13.10.2011 tarihli belgede tanık sıfatıyla imzası bulunan davalı tanığı ...ün ise; sözleşmenin içeriğini bilmediğini, kendisinin sadece imza attığını, para alışverişi konusunda bilgisinin olmadığını bildirdiği, satış bedelinin ödendiğine ilişkin başkaca delil de sunulmadığı görülmektedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/17721, K. 2014/18195, 24 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama