KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2014/17885 E., 2015/885 K.·Mahkemesi : Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2015
- Tarihi
- 09/07/2013
- Numarası
- 2012/667-2013/419
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı, maliki olduğu 523 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma işlemi yapılmaksızın sulama kanalı ve yol geçirmek suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek 2009-2012 yılları için ecrimisile karar verilmesi istemiştir. Davalı DSİ Genel Müdürlüğü, husumet itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza müdahalenin keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 27. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler.
Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usûlün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir.
Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır.
Somut olaya gelince; davalılardan T.. M..ne dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliğ edilmediği, davada yer alması sağlanmadan neticeye gidildiği görülmektedir. Yukarıda belirtilen işlemler yapılmaksızın ve ilkeler göz ardı edilerek sonuca gidilmiş olmasının doğru olduğu kabul edilemez. Esasen, taraf teşkilinin sağlanması Anayasanın 90/son maddesi delaletiyle AİHS'nin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Hal böyle olunca, davalılardan T.. M..'ne, dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun olarak tebliği edilmesi, delillerini bildirme imkanı tanınması, taraf delillerinin toplanması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususun gözardı edilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/17885, K. 2015/885, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama