İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2014/22427 K.2015/1707

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil-tazminat davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya…

Esas2014/22427Karar2015/1707Tarih9 Şubat 2015Okuma6 dk · 1.193 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2014/22427 E., 2015/1707 K.·Mahkemesi : Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Şubat 2015
Tarihi
04/06/2013
Numarası
2009/370-2013/347
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.193 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil-tazminat davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Asıl ve birleşen davalar; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.

Davacılar asıl ve birleşen davaları ile, kayden maliki/paydaşı oldukları 5423 ada 6 sayılı parseldeki 16 ve 18; 6194 ada 2 parseldeki 7 numaralı bağımsız bölümler ile 7071 ada 4 parsel, 6183 ada 3 parsel sayılı taşınmazların, 13.7.2007 tarih, 14795 yevmiyeli vekaletname ile vekil tayin ettikleri davalı Şerefat tarafından, diğer davalılara çeşitli tarihlerde satış yolu ile temlik edildiğini, satışa ilişkin iradeleri ve bu yönde davalıya verdikleri bir talimat bulunmadığını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, taşınmazları edinen davalıların da bu durumu bilen kişiler olduklarını ileri sürerek tapu iptali ve tescile,

olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin davalı Şerefat'tan tahsiline karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında 7071 ada 4 parsel (yeni 7071 ada 13 parsel) sayılı taşınmazla ilgili taleplerini bedele dönüştürmüşlerdir.

Davalılar ve birleşen davanın davalıları, satışların geçerli vekaletnameye dayanılarak yapıldığını, davacılar ile davalı ve aynı zamanda Adana ilinde müteahhit olarak tanınan Şerefat'ın 1985 yılından bu yana dostluk ilişkilerinin yanı sıra ticari ortaklıklarının da bulunduğunu, davacılar tarafından davalı Şerefat'a çok sayıda vekaletname verildiğini ve aralarında kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmeleri vb sözleşmeler yapıldığını, davalı Şerefat'ın işleri kötüye gidince eldeki davanın açıldığını, taşınmazları tapu kaydına güvenerek iyi niyetle edindiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece,iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar tarafından davalı Şerefat'a verilen 13.7.2007 tarih, 14795 yevmiyeli vekaletname kullanılarak davacılar adına kayıtlı çekişme konusu 6183 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 28.11.2008 tarihinde 40.820,00-TL bedelle davalı H.. D..'e, onun tarafından da 7.9.2009 tarihinde 130.000,00-TL bedelle davalı M..

Ş..'e satıldığı, 5423 ada 6 parseldeki, 16 numaralı bağımsız bölüm davacı Mustafa adına kayıtlı iken 16.2.2009 tarihinde 25.000,00-TL bedelle davalı (Hüseyin oğlu) H.. D..'e satıldığı, 5423 ada 6 parseldeki, 18 numaralı bağımsız bölüm davacı Gülsüm adına kayıtlı iken 2.3.2009 tarihinde 12.000,00-TL bedelle davalı F.. S..'e satıldığı, onun tarafından 26.5.2009 tarihinde 15.000,00-TL bedelle davalı M.. P..'a, onun tarafından da 29.3.2011 tarihinde 15.000,00-TL bedelle davalı B..

İ..'e devredildiği, 6194 ada 2 parseldeki, 7 numaralı bağımsız bölüm davacı Mustafa adına kayıtlı iken 10.2.2009 tarihinde 45.000,00-TL bedelle davalı (İmam oğlu) H.. D..'e satıldığı, 7071 ada 13 (eski 4) parsel sayılı taşınmazın 1/5'er payının davacılar adına kayıtlı iken 6.10.2008 tarihinde 5.500,00-TL bedelle davalı K.. Ö..'e satıldığı, daha sonra 3. kişilere temlik edildiği anlaşılmaktadır.

Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.

Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir.

(TBK'nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince; dinlenen davacı tanıkları, davalı Şerefat'ın müteahhitlik yaptığını, şahsi borçları nedeniyle para sıkıntısı çekmesi üzerine daireleri tefecilere sattığını duyduklarını, davacıların bu satışlarlardan haberdar olmadıklarını ve herhangi bir para almadıklarını bildiklerini, davacılar ile Şerefat arasındaki vekalet ilişkisinin yaklaşık 18 yıllık olduğunu, taraflar arasında başka taşınmazlarla ilgili olarak da çeşitli sözleşmeler yapıldığını, yine diğer bir kısım yerlerin de bu şekilde satıldığını duyduklarını, bu ilişkinin sadece güvene dayalı dostluk ilişkisi olduğunu, herhangi bir ortaklık olmadığını, H.

D..'in satılan dükkanların karşısındaki evde oturduğunu, Haney'in de eşi olduğunu, F. Ö..'in de H. D..ile aynı apartmanda oturduğunu, Şerefat ile H. D..'in arkadaş olduklarını, yurt dışında yaşayan davacıların damatlarının bu olaylar ile ilgili davacıları uyardığını ancak davacıların Şerefat'ın böyle bir şey yapmayacağını bildirdikleri ona inanmadıklarını beyan etmişler, vekil davalı Şerefat bir delil bildirmemiş, diğer davalılar da iyi niyetli olduklarını savunmuşlardır.

Ne var ki, çekişme konusu taşınmazların akitte gösterilen bedelleri ile saptanan gerçek bedelleri arasında fahiş fark bulunmaktadır.

Kaldı ki, ödeme yapıldığı iddiasını ispat yükü bu olguyu iddia eden tarafta olup, akitte gösterilen bedellerin dahi vekil tarafından davacılara ödendiği kanıtlanmış değildir.

Bu durumda, öncelikle ilk el alıcılar H.. D.., (İmam oğlu) H.. D.., (Hüseyin oğlu) H.. D.., K.. Ö.. ve F.. S.. bakımından vekile akitte gösterilen bedeli değil de gerçek bedeli ödediklerini kanıtlamaları durumunda, bu bedeller davacılara ödenmediği için vekilin bedelden sorumlu tutulacağı açıktır.

Öte yandan, ilk el dışındaki malikler bakımından da iyi niyetli olup olmadıkları yeterince araştırılmış değildir.

Hal böyle olunca, öncelikle tanıklar yeniden çağrılarak yukarıdaki ilkeler uyarınca beyanlarının alınması, taşınmazların satış tarihinden itibaren bu süre zarfında kimler tarafından kullanıldığının ve ilk ellerin vekile akitte gösterilen bedeli mi, gerçek bedeli mi ödediklerinin, ya da ödeme yapıp yapmadıklarının açıklığa kavuşturulması, sonraki eller bakımından iyi niyet araştırması yapılması, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/22427, K. 2015/1707, 9 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/22427
Karar No
2015/1707
Tarih
9 Şubat 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2014/22428 K.2015/6207
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2014/22428 K.2015/15182
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2014/22429 K.2015/12042
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2014/22429 K.2015/1335
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2014/22429 K.2015/2986
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2014/22430 K.2015/22525

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.