KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2015/11331 E., 2016/1529 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2016
- Dava türü
- ELATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM
Karar Metni
319 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Davacı, kayden malik olduğu 607 parsel sayılı taşınmaza davalının samanlık ve su arkı yapmak suretiyle müdahale ettiğini, samanlığın yağmur ve kar sularının arazine aktığını, davalıyı bir çok kez uyardığı halde sonuç alamadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli yeri haricen satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle samanlık yönünden davanın kabulüne ark yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Kayden davacıya ait 607 parsel sayılı taşınmaza komşu 612 parseldeki samanlığın taşkın olduğu, 612 parselde davalı ... haricinde dava dışı paydaşların da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, davaya konu 607 parsel sayılı taşınmazdaki su arkının davalı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle su arkı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, yıkım istekli davalarda yıkılması istenilen ve mütemmim cüz niteliği taşıyan binanın yer aldığı taşınmaz malikleri arasında mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan tümünün davada yer almasında zorunluluk vardır. Aksi halde malikleri bakımından bölünme olanağı olmayan yıkım isteminin yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Ne varki; olayda husumette yanılgı değil, noksanlık söz konusudur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/11331, K. 2016/1529, 11 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama