KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2015/1465 E., 2017/4521 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2017
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada. Davacı, paydaşı olduğu 299 ada 81 parselde bulunan dükkanın 20 yıldır davalı tarafından haksız olarak kullanıldığını, kira veya ecrimisil bedeli ödemediğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve 10.000-TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu yerde malik sıfatı ile uzun yıllardır zilyet olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne ilişkin verilen karar Dairece; "...Dosya kapsamı ile, davalının haklı ve geçerli bir nedeni olmaksızın çekişmeli taşınmazı kuyumcu dükkanı olarak kullandığı belirlenerek yazılı olduğu üzere elatmanın önlenmesi isteği bakımından davanın kabulüne karar verilmesi kural olarak doğrudur. ...
Öte yandan dava konusu 299 ada 81 parsel sayılı taşınmazı davalının 20 yılı aşkın süredir kullanmakta olup, davacının dava tarihine kadar davalıya bir ihtarname keşide etmediği gibi bir ikazda da bulunmadığı gözetildiğinde, davalının taşınmazı kullanımının muvafakate dayalı olduğu, başka bir ifade ile taraflar arasında Borçlar Kanununun 299. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 379 md.) hükmü uyarınca sözlü olarak ariyet akdi yapıldığı ve dava açılmakla muvafakatin geri alındığı, yani aynı yasanın 304.
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 384) maddesi gereğince akdin feshedildiği ve davalının fuzuli şagil konumuna düştüğü kabul edilmelidir. Buna göre, fuzuli şagilin (haksız kullananın) taşınmaz malikine tasarrufundan dolayı ödemekle yükümlü bulunduğu en azı kira bedeli, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybı olan haksız işgal tazminatı ile davalının sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; açıklanan nedenlerle ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.Kabule göre de, davalının çekişmeli taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığına göre 1944 tarih, 13/20 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mutlak şekilde elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken pay oranında davanın kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, kararı temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Öte yandan,
çekişme konusu 299 ada 81 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde dava dışı kişiler adına kayıtlı olan 177 parsel hakkında hüküm tesisi isabetsizdir." gerekçeleri ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davalının 299 ada 177 parsel sayılı taşınmaza yönelik müdahalesinin önlenmesine, ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından duruşma istekli süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Duruşma isteği değerden reddedildi. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğrudur. Davalı vekilinin temyiz itirazı yerinde değildir, Reddine.
Hemen belirtilmelidir ki dava çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olup hükümüne uyulan bozma ilamı ile ecrimisil isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/1465, K. 2017/4521, 21 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama