KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2015/17553 E., 2018/13540 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2018
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan kardeşleri ...’ın maliki olduğu 25 parsel sayılı taşınmazdaki (8) nolu bağımsız bölümün ½ payını eşi olan davalıya satış göstermek suretiyle devrettiğini, mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalının da alım gücü bulunmadığını, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, taşınmazı bedeli karşılığı satın aldığını, dava konusu taşınmazın miras bırakan ve tarafından ortak alındığını ve mirasbırakanın isteği üzerine, taşınmazın tamamının mirasbırakan adına tapuya tescil edildiğini, murisin mal kaçırma iradesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığı, temlik işleminin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ın 14.09.2013 tarihinde çocuksuz olarak ölümü ile geride mirasçı olarak davalı eşi ... ile davacı kardeşlerinin kaldığı, çekişme konusu (8) numaralı bağımsız bölüm mirasbırakan adına kayıtlı iken ½ payını eşi olan davalıya 14.08.2013 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nun 190/1 maddesi gereğince ‘’İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.’’ Yine Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi gereği ‘’Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olayların varlığını ispatla yükümlüdür.’’
Somut olayda; davacı tanık bildirmeyeceğini ifade etmiş, nitekim tanık da bildirmemiş, davalı tanıkları ise temlikin muvazaalı olmadığını beyan etmişlerdir. Dolayısıyla, muvazaa iddiası davacılar tarafından kanıtlanmış değildir. Bedeller arasındaki oransızlık tek başına muvazaanın kanıtı değildir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/17553, K. 2018/13540, 15 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama