KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2015/2646 E., 2018/1041 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2018
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
497 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı ile birlikte taşınmazı satarak parası ile başka yatırımlar yapmaya karar verdiklerinden satış için davalının bir yakınına vekaletname verdiğini, ancak davalının kendisinden boşanmaya karar verdiğini ve satış bahanesiyle vekaletnameyi alarak dava konusu 40 ada 104 parsel sayılı taşınmazı adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazda devre konu 1/2 payın tapusunun iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde bedelin tahsilini istemiştir.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, dava konusu taşınmazın tarafından satın alınıp davacı adına tescil edildiğini, yapılan temlik ile taşınmazın gerçek sahibine döndüğünü bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, resmi vekaletname ve senede dayalı temlikin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; ". Somut olaya gelince; davalı savunmasında, taşınmazın bedelini ödediğini, ancak davacı adına da tescilin yapıldığını, sonrasında ise gerçek malik olduğu için verilen vekaletname ile taşınmazın adına tescil edildiğini beyan etmiş bu iddiasını da yazılı belge ile ispatlayamamıştır.
Öyle ise, somut olaya yukarıdaki ilkeler ve toplanan deliller çerçevesinde bakıldığında davalının taşınmaz satışı için aldığı vekalet görevini kötüye kullanarak, taşınmazı adına intikal ettirdiği görülmektedir. O halde, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi yönünde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.02.2018 Salı günü saat 09.15'te daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi uyarınca, hüküm sonucu kısmında; istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği ve hakimin doğru sicil oluşturma görevi gözetilerek her bir taşınmaz bakımından usul hükümleri uyarınca infazda tereddüt yaratmayacak biçimde hüküm oluşturulması gerekmektedir.
Ne var ki, mahkemece doğru sicil oluşturma ilkesi uyarınca çekişmeli taşınmazda 10/03/2009 tarihinde kat mülkiyeti kurulduğu ve davalı adına tam paylı dört adet bağımsız bölüm tesis edildiği gözetilerek bağımsız bölümler üzerinden hüküm kurulması gerekirken kaydı kapatılan parsel üzerinden hüküm kurulması doğru değil ise de; bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün ( 1. ) fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine " Davanın kabulü ile;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/2646, K. 2018/1041, 20 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama