KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2015/3462 E., 2017/6314 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2017
- Dava türü
- ELATMANIN ÖNLENMESİ
Karar Metni
380 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı maliki olduğu 172 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 500 m²'lik kısmına davalı tarafından müdahale edildiğini ileri sürerek davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yapılan toplulaştırma işlemi ile oluşan sınırlara uygun olarak taşınmazını kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının kayden maliki olduğu çekişmeli 172 ada 12 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan 172 ada 11 parsel sayılı taşınmazın davalının kullanımında olduğu, 20.4.2014 tanzim tarihli fen raporunda mahalli bilirlişi ...’ın beyanına göre davalı tarafından 2008 veya 2009 yıllarında ekilerek kullanılan ancak keşif tarihinde boş olan ve krokide B harfi ile gösterilen kısmın 150,85 m2 olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere her dava açıldığı tarihdeki koşullara göre değerlendirilir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesine göre; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'', TMK'nun 6. maddesine göre ise; ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbiri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. '' şeklindedir.
Somut olayda; davacı tanığı ... beyanında taşınmazı en son 2010 tarihinde gördüğünü ve keşif tarihi itibariyle ekim yapılan alanın 1,5-2 metre kadar geriye çekildiğini bildirmiştir. 21.4.2014 tarihli keşif sırasında mahkemece yapılan gözlemde de iki taşınmaz arasında ekimi yapılmayan yaklaşık 1,5-2 metrelik bir alanın sınır boyunca devam ettiğinin belirlendiği açık olup davalı tarafından 172 ada 12 parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığı ispatlanamamıştır.
Hal böyle olunca; fiili bir el atma açıkça saptanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken tanık sıfatı bulunmayan mahalli bilirkişi beyanına itibar edilerek sonuca gidilmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/3462, K. 2017/6314, 9 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama