KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2016/10968 E., 2016/11032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2016
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
...
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve muhdesatın komşuluk hukukuna uygun hale getirilmesi isteklerine ilişkin olup, mahkemece, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin kabulüne; muhdesatın komşuluk hukukuna uygun hale getirilmesi isteğinin reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı HUMK'nın 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değerleri toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, elatmanın önlenmesi ve yıkım istekleri bakımından harçlandırılarak açıldığı, ne var ki elatmanın önlenmesi isteği bakımından keşfen belirlenen zemin değeri ve yıkım isteği bakımından yapı değeri üzerinden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve yıkım isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/10968, K. 2016/11032, 12 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama