KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2016/16883 E., 2017/2991 K.·Mahkemesi . Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2017
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Asıl davada davacı, mirasbırakan dedesi...’ın maliki olduğu 43 parsel sayılı taşınmazın 6/8 payını mirasdan mal kaçırmak amacıyla amcası olan davalıların murisi...’a 03/11/1961 tarihinde satış yoluyla devrettiğini, Haşim İnan’ın ölümü ile çekişmeli taşınmazın 1983 yılında davalılara intikal görüp aralarında satışa konu edildiğini, yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu 43 sayılı parselin tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tescilini istemiştir.
Birleştirilen davada davacılar, asıl davadaki iddiaları tekrarlayarak dava konusu 43 sayılı parselin tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Asıl ve birleştirilen davada davalılar, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, murisleri ...’ın çekişmeli taşınmazı bedeli karşılığında ...’dan satın aldığını, murisin varlıklı bir kişi olduğunu, öte yandan kök murisi ...’ın da o tarihlerde başka taşınmazlarını da sattığını, kök muris ...’ın 257,154,337 ve 829 sayılı parsellerini yarı yarıya davacı ...’un babası ... ile murisleri ...a devrettiğini, bir kısım malını da diğer çocuklarına verdiğini, murisin asıl amacının hayatta iken mal taksimi yapak olduğunu, imar uygulaması sonucu çekişmeli taşınmazın değerinin artması ile kötü niyetli olarak 40 yıl sonra davanın açıldığını, kendi aralarında yaptıkları satışların da gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Muvazaa olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine ilişkin verilen karar, Dairece; ‘’. Dosya içeriğinden, asıl davanın davalısı aleyhine ... ve ... tarafından da iptal-tescil istemiyle dava açıldığı, mahkemece her iki davanın birleştirildiği anlaşılmaktadır. Öğreti ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre; birleştirilmiş olsa dahi her dava bağımsızlığını korur.
Bu olgunun sonucu olarak mahkemece hüküm verilirken karar başlığında davanın ve birleşen davanın taraflarının ayrı ayrı gösterilmesi, hüküm yerinde dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrıı hüküm kurulması gerekirken, açıklanan bu olgu ve birleşen davanın davacıları ... ve ... tarafından iptal-tescil istemiyle açılan davanın da asıl dava ile birleştirildiği göz ardı edilerek tek bir dava varmış gibi hüküm kurulması isabetsizdir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleştirilen davada davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 30.05.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar ... vd. vekili Avukat ..., davacılar ... vd. vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalılar ... vd. vekili Avukat ... davalı ... vekili Avukat ... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/16883, K. 2017/2991, 30 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama