KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2017/366 E., 2017/1057 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2017
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tespit davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tespit istemine ilişkindir.
Davacı doğum tarihinin 1963 olmasına rağmen çekişme konusu 2249, 2250, 2251 ve 2254 parsel nolu taşınmazların tapu kaydında 1928 doğumlu olarak yazıldığını ileri sürerek, kayıt maliki ile aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 2249, 2250, 2251 ve 2254 parsel sayılı taşınmazların maliki hanesi kaydının 01/10/1963 doğumlu ... şeklinde düzeltilerek tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; 22.07.2013 tarihli ve 2013/5150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tapu Sicili Tüzüğü'nün “Mülkiyet Hakkının Tescili” başlıklı 28. (18.05.1994 tarihli ve 94/5623 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tapu Sicili Tüzüğü'nün 25.) maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı, soyadı, baba adı, edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarası olarak belirlenmiştir. Görüldüğü gibi bunların arasında T.C kimlik numarası, medeni hali, cilt ve sıra numarası ile doğum tarihi yer almamıştır. Dolayısıyla, tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgisinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez.
Ne var ki; akit tablosu, dayanak tapu kaydı, kadastro tutanağı gibi belgelerde var olan çelişkiler veya hatalı yazımlar nedeniyle, idarece tapu maliklerinin talepleri kabul edilmemektedir. Ancak, tapuda intikal işlemlerinin yaptırılabilmesi için "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereğince bir tespit hükmü kurulması gerekeceği açıktır. Nitekim davacının talebi de bu yöndedir.
./..
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/366, K. 2017/1057, 6 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama