KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2017/3705 E., 2017/4724 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2017
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen Tapu İptal Tescil davası sonunda yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hile(aldatma) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; davalı oğlunun kendisine ve annesine bir ev ve yazlık alma vaadi üzerine 65/4073 oranında paydaşı olduğu 19 parsel sayılı taşınmazdaki payını 03/08/2012 tarihinde davalıya satış göstermek suretiyle devrettiğini, davalının ev ve yazlık alma düşüncesinden vazgeçmesiyle hileli davranışa ... olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı; herhangi bir savunma getirmemiştir.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; davacının paydaşı olduğu çekişme konusu tarla vasıflı 19 parsel sayılı taşınmazdaki payını 03/08/2012 tarihinde 197.200,00-Tl bedelle davalıya satış yoluyla temlik ettiği,taşınmazın 65/4073 pay oranıyla davalı adına tescil edildiği kayden sabit olup, davacı ile davalının baba oğul olduğu,davacının hile(aldatma) iddiasını ispata yönelik dava dilekçesinde açıkça tanık deliline dayandığı,04/07/2013 havale tarihli dilekçesiyle delillerini ve tanıklarının isim ve adreslerini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olaya gelince, mahkemece,bildirilen deliller toplanmadan sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıdaki ilkeler doğrultusunda bildirilen delillerin eksiksiz toplanması, davacı yanın tanıklarının dinlenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/3705, K. 2017/4724, 27 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama