KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2018/3649 E., 2020/5304 K.·Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2020
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusu üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince talebin esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma isteği değerden reddedilerek, dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı ile aralarında imzaladıkları 10.08.2015 tarihli satış protokolü gereğince dava konusu 356 ada 14 parseldeki 9 nolu, 794 ada 2 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümleri inşaat tamamlanıncaya kadar emaneten davalıya devrettiğini, inşaatın yapımını tamamladığını ancak daha sonra haklı nedenle sözleşmeden döndüğünü, emaneten davalıya verdiği taşınmazların geri verilmesi gerektiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı, davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, taşınmazları 3. kişilerden temlik aldığı için davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu taşınmazların sözleşmede belirtilen taşınmazlar olmadığını, aksi düşünülse bile davacının sözleşmede yer alan edimlerini yerine getirmediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davaya konu taşınmazların davacı tarafından sözleşme kapsamında emanet olarak davalıya devredildiği iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddedilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 10.000,00 TL değer gösterilmek ve harçlandırılmak suretiyle açıldığı, yargılama sırasında çekişme konusu 3 nolu bağımsız bölümün değerinin 174.000,00 TL, 9 nolu bağımsız bölümün değerinin ise 196.000,00 TL olduğunun keşfen saptandığı, harç tamamlattırılmadan sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur.
Aynı Yasanın 30. maddesi ise “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılıyorsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde (HMK 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” şeklinde, 32. maddesi ise; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Harçlar Kanununun uygulaması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur.
Hal böyle olunca, taşınmazların keşfen saptanan değerleri üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacıya süre verilmesi, bu gereklilik yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi yerine, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/3649, K. 2020/5304, 21 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama