KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2019/2918 E., 2021/2807 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2021
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
746 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak mirasbırakanları...’ın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla maliki olduğu 9404 ada 22 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümlerin 15129/15260’şar paylarını davalı ...’a, 3, 4, 5 ve 6 no’lu bağımsız bölümlerin 15129/15260’şar paylarını dava dışı ...’ya ve 7 no’lu bağımsız bölümün 15129/30520 payını...’ya, 15129/30520 payını ise ...’a satış yoluyla devrettiğini, 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümlerdeki anılan payın iyiniyetli 3. kişi tarafından iktisap edildiğinden dava konusu yapılmadığını, öte yandan dava dışı ...’nin 3, 4, 5,
6 ve 7 no’lu bağımsız bölümlerdeki payını muvazaalı olarak diğer davalı ...’e devrettiğini, mirasbırakan ...’ın temlik tarihinde hukuki işlem yapma ehliyetinin bulunmadığını, daha sonra kısıtlandığını, mirasbırakana devir konusunda baskı yapan çocukları .. ile davalıların tanışık olduğunu ileri sürerek,
dava konusu 3, 4, 5, 6 ve 7 no’lu bağımsız bölümlerde muvazaaya konu davalılar adına olan payın iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler, 31/10/2014 tarihli dilekçeleri ile dava konusu bağımsız bölümlerin yargılama sırasında devri nedeniyle 6100 sayılı HMK’nun 125. maddesi uyarınca tazminat isteği ile davaya devam etmişler, 10/12/2014 tarihli dilekçeleri ile tazminat isteklerini arttırmışlardır.
Davalı ... ..., ... . Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/360 esası üzerinden aynı davanın açıldığını, kesin hüküm ve derdestlik nedeniyle öncelikle davanın reddini, ayrıca iddianın gerçeği yansıtmadığını, satışın gerçek olduğunu, taraflar arasındaki sorunu üçüncü kişi olarak bilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı ..., kesin hüküm ve derdestlik itirazlarının olduğunu, muvazaa iddiasının yersiz olduğunu, mirasbırakan tarafından yapılan akde taraf olmayıp iyiniyetli 3. kişi konumunda bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tazminat talebi yönünden davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece, “Somut olayda, davacılar dışında başkaca mirasçıların bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Davacılar, hukuki ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayanarak miras payları oranında tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişler, yargılama sırasında isteklerine tazminat olarak devam etmişlerdir.
Bu durumda ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak pay oranında açılan davanın dinlenme olanağı bulunduğu söylenemez. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir.” gerekçesi ile bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.05.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası ve ehliyetsizlik hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil- tazminat isteğine ilişkin olup, tüm dosya içeriği itibariyle murisin işlem tarihi olan 03.07.2008 tarihinde ehliyetsiz olduğu anlaşılmakla, pay oranında talepte bulunulamayacağı, diğer taraftan ehliyetsiz kişi tarafından iradi işlem olan muris muvazaası işleminin gerçekleştirilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, tereke adına açılması gereken davalarda ortaklardan bir ya da birkaçının feragatinin sonuç doğurmayacağı hususu göz önüne alındığında, davacılardan ..., ve ...’in 03.11.2017,
...un 17.11.2017 tarihli dilekçeleri ile davalılardan ... yönünden davadan feragat etmeleri, yine davacı ...’un 07.11.2016 tarihli dilekçesi ile davadadan feragati açısından ayrıca hüküm kurulmamış olması da sonuca etkili görülmemiştir.
Ne var ki, pay oranında tapu iptali ve tescil istekli olarak açılmış olan bu tür davalarda taraf teşkilinin sonradan tamamlanması mümkün olmadığından davanın bu nedenle usulden reddine karar verilmesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2.maddesinde yer alan.
“Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmü de gözetilerek AAÜT’ne göre maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendilerini vekille temsil ettiren davalılar ... ve ...’a verilmesine karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru değil ise de;
Bu husus yeniden yargılama yapılmasın gerektirmediğinden;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/2918, K. 2021/2807, 25 Mayıs 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama