KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2021/1538 E., 2021/6832 K.·Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2021
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL - BEDEL
Karar Metni
690 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istekli dava sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile iptal tescile dair verilen kararın davalılar tarafından istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan ...’dan kalan taşınmazların intikal işlemleri için davalı kardeşi ...’a 26.05.2004 tarihinde vekaletname verdiğini, okuma yazma bilmediğini, intikal işlemleri için vekaletname verdiğini zannederken satış yetkisi de alındığını, dava konusu 999 ada 9 parsel sayılı taşınmazda maliki olduğu 42/280 payın anılan vekaletnameye istinaden davalı vekil ... tarafından 14.02.2006 tarihinde davalı eşi ...’e satış yoluyla devredildiğini, herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalı vekilin eşi olan davalı ...’in de iyiniyetli olmadığını ileri sürerek,
dava konusu 999 ada 9 parsel sayılı taşınmazda davalı ...’e devredilen 42/280 payın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmazsa bedelin tespit edilerek şimdilik 4.000 TL’nin satış tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı süresinin geçtiğini, vekaletnamenin davacı tarafından iki tanık huzurunda imzalandığını, dava konusu taşınmaza ait vergi ve harçları ödediklerini belirterek, davanın reddini savunmuşlar; aşamalarda davalı vekil ..., dava konusu taşınmazı 1982 yılında babasıyla birlikte aldıklarını, parasını kendisinin ödediğini, 2003 yılında ise tapu tahsislerinin dağıtıldığını, kardeşlerinden vekalet alıp, onlara 1.000’er TL ödediğini, tapu tahsis giderlerini karşıladığını, davalı eşinin altınlarını aldığı için taşınmazı onun üzerine devrettiğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile iptal tescile dair verilen kararın davalılar tarafından istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; dava konusu taşınmazın yargılama sırasında 3. kişiye devredildiği belirtilmek suretiyle karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, eksiğin giderilmesi suretiyle getirilen kayıtlardan; davacının, taşınmaz intikali ve satışı konusunda davalı kardeşi ...’ı 26.05.2004 tarihinde vekil tayin ettiği, dava konusu 999 ada 9 parsel sayılı taşınmazda 168/280 payın eşit olarak davacı ... ile dava dışı ... ve davalı vekil ... adlarına kayıtlı iken, davacının taşınmazdaki payının anılan vekaletnameye istinaden 14.02.2006 tarihinde davalı vekil ... tarafından davalı eşi ...’a satış yoluyla temlik edildiği, davalı ...’in de adına kayıtlı payın tamamını, dava tarihinden sonra 13.11.2019 tarihinde dava dışı ... ...’ye satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının eldeki davayı 13.02.2018 tarihinde açtığı, çekişme konusu taşınmazın ise yargılama sırasında dava dışı kişiye devredildiği dosya kapsamı ile sabittir.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, “dava konusunun devri” kenar başlığı altında; "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olurlar.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
O halde, kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi zorunlu bulunan anılan yasal düzenleme nazara alınarak, Mahkemece, davacı tarafa seçimlik hakkının hatırlatılması, bu yöndeki usuli eksikliğin giderilmesi ve sonucuna göre işlem yapılarak ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/1538, K. 2021/6832, 16 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama